İyilik, senden?
Neden biri kendi bacağını testereyle keserken, onu izlediğinde senin de bacağın kesiliyormuşcasına şekilden şekle girersin (Saw’da böyle bir sahne vardır mesela)? Neden biri ağladığında, bazen senin de duygulanmana sebep olur ve sen de onunla birlikte ağlarsın? Ya da… Uçurumun kenarındayken ufak bir kıpırdamayla düşmesi muhtemel olan birini gördüğünde, neden senin de “dizlerinin bağı çözülür”? Hiç düşündün mü?
Cevap: Çünkü sen de “ayna nöronlar”a sahipsin.
Bugünlerde okumuş olduğum Adam Fawer’ın Empati adlı kitabında senin de muhtemelen sahip olduğun “beyne” dair ilginç bilgilere rastladım. Adam Fewer’ı duymuşsundur belki. Daha önce de Olasılıksız adında bir kitap yazmıştı. Bahsedeceğim bu şeyleri “kendim mi anlatayım, yoksa kitaptan olduğu gibi mi aktarayım” kararsızlığını yaşarken, benim anlattığımdan bi bok anlamayacağını düşündüğüm için kitaptan yazmaya karar verdim. Ama sonra da, “Ohhoo, kitaptan olduğu gibi aktaracaksam, o zaman bundan sonra gelsin bu bloğu da Adam Fewer yazsın” dedim. Ve son olarak hem kendim yazmaya, hem de kitaptan alıntılamaya karar verdim.
Not: Bu yazı için “spoiler” denen olay söz konusudur. Fakat aşağıda bahsedeceklerim hikayenin heycanından pek fazla şey götürmeyeceği içindir ki… oku,yaratan rabbinin adıynan, oku! Şühesiz ki bu “spoiler” bizler tarafından sakıncasız olarak indirildi(Nediyo le bu? Di mi?).
Şimdi… Beynimizde üç temel sinir hücre grubu, yani nöron varmış. Bunlar: Doku ve organlardan beyne bilgi iletenler, bu bilgiyi işleyip, beyinden gönderilen sinyalleri aktaranlar ve beyin ile merkezi sinir sistemi arasındaki iletişimi sağlayanlarmış.
1996 yılında Giacomo Rizzolatti ve Leonardo Fogassi adında iki bilim adamı maymunlarla ilgili çalışmalar yapmaktadır. Bir gün yine bu konu üzerinde çalışmalarına devam ederken kısa bir süreliğine mola verirler. Bu sırada deneyde kullandıkları aletler hala maymuna bağlıdır ve onu takip etmektedir. Fogassi verdikleri molada bir muzu alıp ağzına doğru götürürken Rizolatti, maymunda herhangi bir hareketlenme olmamasına rağmen beynindeki bir grup sinir hücresinde ateşlenme meydana geldiğini farkeder. Normalde bu sinir hücreleri sadece bir eylem sırasında ateşlenmektedir fakat, o olayda maymun hareketi gördüğü anda(hareketin Allahını gösteririm size dememiş, beynindeki sinir hücreleri…) ateşlenmiştir. Maymunun muzu eline almasıyla, aynı şeyi bilim adamının yaptığını görmesi farketmemiş, hücreler her iki halde de aynı tepkiyi vermiştir. Ve sonrasında Rizzoletti, bu hücre kümelerine “ayna nöronlar” adını vermiştir(Fogassi onu kıskanmışmıdır, bilmiyorum).
Yani yukarıda bahsettiğim üç temel hücre grubuna(nörona) bir tane daha eklenmiş oldu ki… buna da “ayna nöronlar” diyoruz.
Şimdi kitaptaki karakterlerimizin konuşmalarından aktarıyorum:
(…)
“Bırak tahmin edeyim” dedi Steive. “Bu ayna nöronlar duyguları da taklit ediyor.”
“Doğru. Birisiyle etkileşime girdiğimiz zaman, o kişinin davranışlarını gözlemlemekten fazlasını yaparız. Beynimizde onların eylem, izlenim ve duygularının içsel bir betimlemesini yaratırız; eylemde bulunan, algılayan ve hisseden kendimizmiş gibi.”
“Maymun gördü, maymun yaptı” dedi Steive.
“Aynen. Ayna nöronlar, mesela bir golf sopasını sallamak gibi karmaşık eylemleri, sadece bir başkasının onları yapışını seyrederek öğrenmemizi sağlar. Aynı zamanda duyguları da ilerletir ki, bir boksör yumruk yediği zaman olduğumuz yerde sinmemizin nedeni de budur; ayna nöronları bize o yumruğu yediğimiz hissi verir.”
“Ya da bir porno film syerederken…”
“Anladın” dedi Elijah.
Yani durum bundan ibaret. Empatiyi bu sebeple yapabiliyoruz ve hatta bunu bazen bir şeyleri öğrenmek için dahi kullanıyoruz. Çok ilginç değil mi?
Fotoğraf 1: magfut
Fotoğraf 2: viewingwithkyle


Şubat 14th, 2009 Saat: 14:27'de/da
hep böyle zaten bilinen bişeyi süper terimlerle yeniden kabullendireyim insanlığa istemişimdir. ismim yer etsin bilim dünyasında ama ben sadece bunu zevk için yapmış olayım..
tuba diyor ki:Şubat 14th, 2009 Saat: 14:31'de/da
mesela ben televizyon izlerken ekrandaki kişi yanlış birşey söyler, pot kırar ya da saçmalarsa sanki ben pot kırıp saçmalamışım gibi hissederim; utanırım, kanalı filan değiştiririm. Sanırım bu da empatik olma şeyiyle ilgili, evet
ml diyor ki:Şubat 14th, 2009 Saat: 17:24'de/da
geçennerde ömer üründül bi takımın oyun kuruluşunu eleştirirken “bu kombinezon hiç uygun değil…” dedi, çaktırmamaya çalıştı diğerleri, yazık, üzüldüm. konu nerden nereye..
pilates diyor ki:Mart 7th, 2009 Saat: 23:52'de/da
aaa, çok ilginçmiş. tuba’nın dedikleri bana da oluyo ayrıca.
ehe öyle işte diyor ki:Temmuz 3rd, 2010 Saat: 03:45'de/da
evet tuba’nın dedikleri doğru aynı şey banada oluyo
ve ben empati’yi okuyorum şuanda sayfa sayısı toplam 600bilmemkaç ama ben hala 167. sayfadayım
fakat bu dialogu okumuştum bu yüzden sadece baktım ehe ukalalık yapmadan geçemiycem