İyilik, senden?
Belediye otobüsündeyiz… Otobüse binerken herkes - yalnızca Ankara‘da kullanılan- EGO* kartını makineye sokup çıkartmış ve bir koltuk bulup oturmuş, oturmayanlar ise ayakta ilerliyor. Ayaktakilerin sayısı, oturanlardan bir hayli fazla ve otobüsümüzde bir de "fordçu"muz var. Hani şu kalabalık yerlerde arkadan yanaşarak taciz eden türden. Fakat fordçumuz(içimizden biri, can) gizli değil, hepimiz onun kim olduğunu çok iyi biliyoruz. Zaten o da kendini saklama ihtiyacı hissetmiyor. Bazılarımız o fordçuyu o kadar yakından tanıyor ki, selamlaşanlar ve hatta "işler nasıl?" diye soranlar dahi oluyor.
Durakları bir bir geçerken fordçumuz ayakta yolculuk eden üç kişiyi sırasıyla taciz etmeye başlıyor. Biz diğerleri olarak "ne durumdalar acaba?" diyerek zaman zaman kontrol ediyoruz, her şey yolundaysa kafamızı çevirip onları rahatsız etmemek üzere önümüze bakıyoruz. Ama otobüsteki yaşlı insanlar orada olan şeylerle hiçmi hiç ilgilenmiyorlar. Saygısızlık! Ve fordçu… Her şeyin zamanla olağanlaştığı sıradışı otobüsümüzde adının gereğini yerine getirmeye hızla devam ediyor.
Yolcu indirme maksadıyla durduğumuzda bir durakta Show TV haber muhabiri otobüsümüze biniyor. Bizse her şeyin olağan olduğu otobüsümüzde "haberlere konu olabilecek nitelikte ne olmuş olabilir acaba?" diye marak ediyoruz.
Muhabir önce fordçumuza yöneliyor ve ona "burda ne yapıyorsunuz?" diye soruyor. "Yok bişey" diyor adam, soğuk kanlılıkla. Bunu duyan muhabir, "aslında bir şeylerin olduğunu" vurgulayan imalı sözleri kemaraya aktardıktan sonra şöföre doğru yöneliyor: "Şöför bey, burda bir taciz durumu söz konusu galiba. Ne diyorsunuz buna?" -"Bence taciz yok. Onları sabahtan beri dikiz aynadan dik izliyorum. Bu arkadaş arkaya doğru ilerlemeye çalışırken hafifçe hanfendiye sürtündü. Ama buna taciz diyemeyiz". Otobüsten ancak İngiliz stadyumlarında şahit olabileceğimiz bir "ooouuuu" şeklinde uğultu yükseliyor(bu uğultu fordçunun hakkının yenmemesi adına).
Sonra muhabir taciz edilen üç bayandan ilkine yaklaşıp soruyor: "Hanfendi! Bu beyfendi sizi taciz etti mi?" -"Sanırım hayır, şöför beyin dediği gibi, bana hafifce sürtündü ama bu öyle bi sürtünme değil. Şurdaki amcaya da sürtündü. Global yani. Benle alakası yok". Sonrasında, taciz edilenlerden ikincisine doğru mikrofonu uzatıp, "Peki siz hanfendi? Taciz edildiniz mi?" diye soruyor. -"Ah muhabir bey, evet bu adam beni taciz etti. Hatta bana vurdu." -"Vurdu mu? Nasıl yani? -"Evet evet, bildiğiniz vurdu. Eliyle popoma doğru. Bakın şöyle." -"Ağğhhh! Napıyosunuz hanfendi lan? Bırakın popomu." Sonuncusuna sorarken sorduğuna pişman olacağından habersizdi muhabir, fakat yine de sordu(fakat mı?) "Sanırım sizi de taciz etti bu adam. Ne söyliceksiniz?" -"Taciz mi? Biz neredeyse sevişiyorduk yahu! Siz gelmeseydiniz…"
Bu curcuna içinde evimin yakınlarındaki durağa ulaşıyoruz. Ben otobüsten iniyorum. Evime girip koltuğa uzanıp televizyonu açıyorum. Show TV. Haberler var. Bizim muhabir yok. Başbakan var. Krizi anlatıyor. "Evet, bizi teğet geçti" diyor, "Teğet geçti derken… tamamen değmedi değil, sürtündü de geçti demek istedim". Bi sürtünme var ama, hissetmedik bile demeye getiriyor. Sonra krizi sokakta yürüyen herhangi bir adama soruyorlar. O ise "Kriz bize vurdu" diyor. Gözlerim o an adamın poposuna doğru kayıyor. Herhangi bir sorun yok gibi. Ardından bir başkasına daha soruyorlar. Cevap çok ilginç. "Kriz vurdu da ne kelime, benim krizle düzeyli bir ilişkim var" diyor, "biz sevişiyoruz olüm!".
Otobüsteyiz. Şöför otobüs halkına şöyle sesleniyor: "Otobüsümüzde fordçu olsun ya da olmasın, hepinizden en az üç çocuk yapmanızı istiyorum, righ here, right now!. Rızıklar** EGO‘dan".
*EGO: Elektirik, orGazm,Otobüs İşletme Müessesesi.
**Rızk: Tanrı Nimeti***.
Bu adam demiş ki.


Mayıs 24th, 2009 Saat: 14:05'de/da
bu teğet geçme konusunda okuduğum en iyi eeleştiri buydu sanırım.
Can diyor ki:Mayıs 24th, 2009 Saat: 14:43'de/da
wallaha cok guzel bi eleştiriydi.Zevkle okudum
ml diyor ki:Mayıs 25th, 2009 Saat: 15:23'de/da
her temas iz bırakır!! (trt’nin bi dizisinin sloganıydı. trt bi ara çok süper, hayallerimin kanalı olmuştu, bayaa önce..)
ml diyor ki:Mayıs 25th, 2009 Saat: 15:23'de/da
her temas iz bırakır!! (trt’nin bi dizisinin sloganıydı. trt bi ara çok süper, hayallerimin kanalı olmuştu, bayaa önce)
ml diyor ki:Mayıs 25th, 2009 Saat: 15:25'de/da
bi anda kontrolümden çıktı herşey, kendime geldiğimde yorumlar iki olmuştu..
sek! diyor ki:Mayıs 27th, 2009 Saat: 02:00'de/da
O değil de… Birine bi e-posta atmıştım ama, hala cevap gelmedi.
ml diyor ki:Mayıs 27th, 2009 Saat: 14:58'de/da
ne? kim? ben mi? ben aldım maili, yıllar önce cevabı da gönderdim ama almadın heralde mi? bak gönderilenner arasından çıkarıp yine gönderiyom aynısını.
kum diyor ki:Mayıs 28th, 2009 Saat: 20:01'de/da
hahah.
)) bayıldım.
eraslan diyor ki:Mayıs 29th, 2009 Saat: 20:03'de/da
Bu haftaki Penguen’in kapağı çok güzeldi. Bu konuyla ilgili. Şuradan bakabilirsiniz
http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20090526
optimum kapasite diyor ki:Haziran 12th, 2009 Saat: 20:41'de/da
piiiiiuuvv. salak bu adam yaa. şöförden bahsediyorum
Sinan diyor ki:Ekim 31st, 2009 Saat: 14:12'de/da
“Üç kişiyi fordlayınca fordcu olursun, 60 milyonu fordlayınca kahraman…”
O değilde bu şöför ehliyeti bakkaldan mı almış?