İyilik, senden?

Sevmediğim bir adım var. Şöyle göstere göstere sağa sola yazarlar ya… Onu yapamıyorum işte ben. Aslında herkesin dalga geçtiği o "Hübüzittin" tarzı isimlerden de değil ama yine de sevemiyorum. “Kendimle barışık” olmamı öğütleyen önerilere sırf “adımla savaşık” olduğum için yan gözle bakıyorum. Belki öyle olmasa “kendimle sevişik” bile olabilirdim. Ama olmadı.
Annemin zaman zaman benim için kullandığı bir isim daha var. Fena bi isim de değil hani; 60’lı yaşlarındaki bir insanda sırıtacak kadar çekici. Seninle tanışmış olsak muhtemelen adımın o olduğunu söylerdim, ya da çoktan söyledim. “Kendin olmalısın” önerisi bence makul bir öneri olabilir ama ya isim berbatsa? Olsun. Beni böyle kodla. Doğan görünümlü “kahin” gibi. “Şahin”den daha ilginç.
Bir de… Christopher McCandless’ın muhtemelen kardeşine yazmış olduğu şu yazı var:
Birbirimizi yeniden görene değin aradan çok uzun zaman geçebilir. Ama Alaskadan tek parça dönebilirsem, benden haber alacağına emin olabilirsin. Sana önerdiğim şeyi tekrarlamak istiyorum; yaşam tarzında köklü bir değişiklik yapmalı, daha önce hiç duymadığın ya da yapmakta kararsız kaldığın türden şeylerin tamamını yapmaya başlamalısın. Çoğu insan onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmıyorlar. Çünkü güvenli, rahat, rutin bir hayata koşullanmış durumdalar. Tüm bunlar huzur veriyor gibi görünse de insanın içindeki maceracı ruh için kesin olarak belirlenmiş bir gelecekten daha yıkıcı bir şey düşünemiyorum. İnsanın yaşama arzusunun özünde macera tutkusu yer alır. Yaşamın keyfi yeni deneyimlerde yatar, bu yüzden sürekli değişen bir ufuktan daha büyük keyif olamaz. Yaşadığım bu hayat benim seçimim.
Into the Wild(Yabana Doğru) adlı kitabın arka kapağından bir kesit okudun. Aslında Into the Wild, Jon Krakauer tarafından 1996 kitaplaştırılmış gerçek bir hikaye. 2007’de ise Sean Pen tarafından, Eddie Vedder’ın müzikleriyle filmleştirilmiş. Ve… Haziran 2009’da ise Siren Yayınları taradından Türkçeleştirilip satışa sunulmuş.
Ben henüz almadım ama en kısa sürede almayı düşünüyorum. Kitabın filmden daha da güzel olduğu söyleniyor. Satın almak istersen… Ankara için Zafer Çarşısı’nda Deniz Kitapevi’nde bulabilirsin galiba. Gitmeden önce aramanı öneririm. Kitap hakkında bilgi almak ve o kitapçıya ulaşmak için bir adres.
Fot bir: Cat by ~CycLopSe


Ağustos 11th, 2009 Saat: 00:45'de/da
İnto the Wild’ı çok sevmiştim ama Yabana Doğru’yu daha da çok sevdim. Kitabı kesinlikle daha iyiydi, daha vurucuydu.
Ayrıca o mektubu kardeşine değil de Ron Franz’a yazıyordu diye hatırlıyorum. Yine de %100 emin olabilmek için yarın kitaba tekrar bakacağım.
sek! diyor ki:Ağustos 11th, 2009 Saat: 01:26'de/da
O zaman kesin almalı o kitabı. Hatta yarın almalı.
Maktup için, yayınlamadan önce kime yazmış olabilir diye biraz araştırdım ama herhangi bir bilgi bulamadım. En iyisi kitaba bakmak. : )
Northx diyor ki:Ağustos 11th, 2009 Saat: 03:00'de/da
ben sek diye biliyodum adını, değil mi yani? neyse dikembe mutombo olmasından iyidir sanıyorum.
Ece diyor ki:Ağustos 11th, 2009 Saat: 17:53'de/da
Evet o mektubu kardeşine değil Ron Franz’a yazıyor.
sek! diyor ki:Filmini izledikten sonra kitabını okuyabildim, keşke öncesinde kitabı okuyabilseymişim. Ama kesinlikle filmden kat kat güzel. Ayrıca başka berduşlarında hayatına yer verilmiş, kitapta. Onlar da yine ayrı leziz.
Ağustos 12th, 2009 Saat: 14:17'de/da
Kitap bugün ya da yarın bahsettiğim kitabevine ulaşıyor ve ben de gidip alıyorum. O yazıyı da Ron Franz’a yazdığı kesinleşti galiba.
Northx,
Adım sek değil yahu. : ] Kısaltılmışı sadece bu. Bi de ben şu futbolcu “Kaka”nın ismine çok özeniyorum. Benim olmalıydı o isim.
Northx diyor ki:Ağustos 13th, 2009 Saat: 16:26'de/da
Sek diye isim mi olur yahu, saka yapmistim. Ama guzel isim, sek sek sekerekten mutabikim ben.
sek! diyor ki:Ağustos 14th, 2009 Saat: 02:39'de/da
Kitabı aldığım gün eve dönerken yolda bu kitabı okuyodum ve inmem gereken durağı farkında olmadan geçmiştim. Fena sardı.
Şimdi inatla okumuyorum. Sonuna yaklaştığım ve yeni başladığım bir kitap var fakat bunlar yine yarıda kalıcak galiba. Orda öyle durdukça iştahımı kabartıyor.
efsun diyor ki:Ağustos 20th, 2009 Saat: 14:02'de/da
filmi de kitabı da merak ettim. madem yeni çıkmış, gidip önce kitabı almalı, sonra da filmi izlemeli. teşekkürler bigi için
ml diyor ki:Ağustos 21st, 2009 Saat: 12:40'de/da
tamam adım fena değil, güzel sorun yok. bazen, çok nadiren, kafayı ismime takıp çok tekrarlayıp midemi bulandırmassam, sorun diil. nostaljik hatta. şimdi hiç küçük kız ismi duymuyorum benim adımda. teyze bile yok. ama ismim güzel olmasaydı bile şikayet etmezdim yav. nefise, hadise, atiye filan çok sevilmez isim olarak ama kişiyle bütünneşiyo işte. cleve owen’ın adı bayram da olsa severdim, hüsam da.
Northx diyor ki:benim bi tanıdığım birinin babasının adı emel! yemin içerim!!
Ağustos 23rd, 2009 Saat: 21:58'de/da
http://northx.blogspot.com/2009/07/elano-blumer-galatasarayda.html#comments
doğru değil.
>:|
ddarko diyor ki:Ağustos 27th, 2009 Saat: 18:35'de/da
Bitmedi mi kitap? Nasıldı?
"J diyor ki:Ağustos 27th, 2009 Saat: 21:35'de/da
‘Into the Wild’ gerçekten güzel bir filmdi, biraz uzundu gerçi. Hoş tabi ben ders kapsamında izlediğim için izlemek ‘zorundaydım’. :]
sek! diyor ki:Ama eminim ki kitabı daha güzeldir, her zaman olduğu gibi..
Ağustos 28th, 2009 Saat: 03:13'de/da
Bitmedi henüz darko. Aslında çoktan biterdi ama bitirmeye kıyamıyorum.
Bu kitabı aldıktan sonra iki kitap daha bitirdim ama bunun hala ortalarındayım.
“J
Hangi dersmiş o yahu?
"J diyor ki:Ağustos 28th, 2009 Saat: 11:48'de/da
bölümüm gereği aldığım ‘emotion’ adlı ders oluyor kendisi.. adı da pek güzel, kendi de güzeldi, bolca film izletti.. :}
ml diyor ki:Ocak 22nd, 2010 Saat: 21:05'de/da
film bi iki ay önce goldmax’te miydi biyerdeydi, tesadüfen izledim, o olduğunu bilmiyodum, bi süre sonra anladım. biter bitmez, goldmax2de yeniden başladı bi daha izledim. çok sevdim çok. hemen müziklerini indirdim..