<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eyyak!</title>
	<atom:link href="http://www.eyyak.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.eyyak.com</link>
	<description>ne olduysa sana, bana ona...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Aug 2010 19:54:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
		<item>
		<title>Her Şey Ayrı Yazılır</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2010/07/21/her-sey-ayri-yazilir.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2010/07/21/her-sey-ayri-yazilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 13:05:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçimden Geldi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=262</guid>
		<description><![CDATA[Hi&#231; bir şey yapmasan bile g&#252;nde 10 bin beyin h&#252;cresi kaybediyosun. Bu oran 60-70 yıllık bi beynin sahip olduğu toplam h&#252;cre sayısının sadece %5&#8216;i değerinde. Aslında &#34;h&#252;cre yenilemesi&#34; gibi bi durum s&#252;rekli olduğu i&#231;in &#231;ok da bişey kaybetmiyosun gibi. Hem sen bunlardan milyonlarcasına sahipsin. Harca harca bitmez. Ama her beyin h&#252;cresinin &#246;l&#252;m&#252;nden sonra, yerine yenisi [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2010/07/21/her-sey-ayri-yazilir.html">Her Şey Ayrı Yazılır</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><object width="480" height="360"><param value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xe3s1g?additionalInfos=0" name="movie" /><param value="true" name="allowFullScreen" /><param value="always" name="allowScriptAccess" /><embed width="480" height="360" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xe3s1g?additionalInfos=0" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></p>
<p>Hi&ccedil; bir şey yapmasan bile g&uuml;nde <em>10 bin</em> <strong>beyin h&uuml;cresi</strong> kaybediyosun. Bu oran <em>60-70</em> yıllık bi beynin sahip olduğu toplam <strong>h&uuml;cre</strong> sayısının sadece <strong><em>%5</em></strong>&#8216;i değerinde. Aslında &quot;<em>h&uuml;cre yenilemesi</em>&quot; gibi bi durum s&uuml;rekli olduğu i&ccedil;in &ccedil;ok da bişey kaybetmiyosun gibi. Hem sen bunlardan milyonlarcasına sahipsin. Harca harca bitmez. Ama her <strong>beyin h&uuml;cresinin</strong> &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra, yerine yenisi geliyor olsa bile, eskisinin beraberinde g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;, <em>hafızada tekleme</em>, <em>&ouml;ğrenmede zorluk &ccedil;ekme</em> gibi durumlar da var(<em>pek alakalı olmasa da, CD &uuml;zerindeki &ccedil;izik y&uuml;z&uuml;nden yaşanan veri kaybı gibi d&uuml;ş&uuml;n</em>). Mesela ben, senin y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ok ciddi bi sıfatla bakıyoken, &quot;<em>kafama vururun ama canım acur yer misin?</em>&quot; diye anlaşılması g&uuml;&ccedil; bi c&uuml;mle kurarken senin buna anlam vermeye &ccedil;alışmanla beyin h&uuml;crelerinden telef olan en az <strong>250 tanesinin</strong> faili olabilirim. Oysa kafana fiili olarak vursam <em>100 bin</em> tanesi falan &ouml;l&uuml;r. O y&uuml;zden.. <em>Ayinesi &ccedil;iştir kişinin, <strong>boka</strong> basılmaz.</em> Lafla peynir gemisi y&uuml;r&uuml;mez gibi.</p>
<p>Bu <strong>atas&ouml;z&uuml;n&uuml;n</strong> &ouml;nemine dikkat &ccedil;ekmek i&ccedil;in beynini kurcalıyor olmaktan dolayı &ccedil;ok mutlu değilim aslında. <strong>250</strong>&#8216;ye selam. Ama &ccedil;ok &ouml;nemlidir bu atas&ouml;z&uuml;. Bu adamlar(<strong>atas&ouml;zc&uuml;s&uuml;</strong>) bi konu hakkında ortak bi yargıda birleşerek bir s&ouml;z&uuml; meydana getirip bizlere ulaşmasını sağlarken harcadıkları onca <strong>%5</strong>, hi&ccedil; boşuna değil. &Ouml;zellikle birini, ya da en azından kendini ikna etmeye &ccedil;alışıyoken bu s&ouml;zler senin i&ccedil;in bi&ccedil;ilmiş kaftandır. Ben de bunun farkındaydım tabiki. Bana bir sınavın &ccedil;oook &ccedil;ok &ouml;ncesinden <strong>ders &ccedil;alış</strong> demeye başlayan aile bireyinden birine &ldquo;<em>bence ben şimdiden &ccedil;alışırsam hızlı giderim, seyrek d&uuml;ş&uuml;rt&uuml;r&uuml;m. Sonra bende azimle taşı delecek isrikrar da olmadığı i&ccedil;in, bence yumurtayı bekleyelim</em>&rdquo; dedim. Bolca <strong>atas&ouml;z&uuml;</strong> serpiştirilerek zenginleştirilmiş bu uzun paragraflar muhtemelen yine etkisini g&ouml;sterecekti. Atas&ouml;zlerinin bu m&uuml;thiş albenisine karşı koyamamaktan ziyade, <strong>b&uuml;y&uuml;klere saygısızlık</strong> noktasında da kimse itiraz edemezdi, &ccedil;&uuml;nk&uuml; onları da arkama almıştım. O da bu s&ouml;zlerin <strong>iştihamına</strong> kapılıp hemen ikna oldu. &ldquo;<em>Heee&#8230;</em>&rdquo; dedi, &ldquo;<em>&#8230;haklısın. Biraz ağırdan al o zaman sen</em>&rdquo; diyerek onayladı beni. Hatta onaylıyorken bile bi adet <strong>Ata</strong>&#8216;nın, o yorgun sesiyle beni desteklemesine m&uuml;sade etti: &quot;<em>taşıma suyla değirmen d&ouml;nmez</em>(<em>zorla g&uuml;zellik</em>)&quot;. Daha &ouml;nceden de bir &ccedil;ok kez yapmış olduğum gibi, tabiki ağırdan alacaktım. Hayatım b&ouml;yle ge&ccedil;iştirmecelerle doludur benim. Hızlı başlarsam <strong>seyrek d&uuml;şer,</strong> ağırdan alırsam hi&ccedil; d&uuml;şmezdi. <strong>Yumurtanın g&ouml;te geldiği</strong> noktada ise vurgulanması gereken şeyi ş&ouml;yle telaffuz ediyordum:  &ldquo;<strong>Sı&ccedil;tık!</strong>&rdquo;.</p>
<p><strong>Kepimiz mezuniyetiz! </strong>Mezun olmuştum. Her yeni mezun kişi muhtemelen &ouml;ncelikle bocalamak maksadıyla &quot;<strong>sı&ccedil;ar</strong>&quot;. İşte sı&ccedil;tığım noktada yine aklıma gelen ve herkesin duyması i&ccedil;in haykırdığım atas&ouml;z&uuml; oydu: &quot;<em>Ayinesi &ccedil;iştir kişinin, boka basılmaz</em>&quot;. &Uuml;zerinde &ccedil;ok durulmaması(<em>en azından basılmaması</em>) gereken bişeydi &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu. Kariyer delisi değildim. Ama hen&uuml;z ilkokuldayken bile gazetelerin <strong>İK</strong> eklerini kurcalayan biri, her mezuniyetinin ardından &ccedil;eşitli <strong>kaygılar</strong> yaşar. <strong>Kariyer</strong> kaygısı değil. Gelecekte, yeni bi d&ouml;nemde neyin olacağını bilmemenin <strong>kaygısıdır</strong> yaşanan. Yine yaşadım. Ve yine <strong>atas&ouml;zlerine</strong> sarılmaya başlamıştım. <strong>Karag&uuml;n</strong> i&ccedil;in sakladığım <strong>ak&ccedil;elerin</strong> t&uuml;kenmesine az kaldığında, kimse hesap sormasa bile, &quot;<em>laf bunlar, ilerde ne işler yapıcam ona bakın</em>&quot; diye s&ouml;ylenirken o yorgun sesi(ata) tekrar tekrar işitiyordum: &quot;<em>Dert edip i&ccedil;ine atma bunları gen&ccedil;, damlaya damlaya g&ouml;d olursun</em>&quot;. K&ouml;t&uuml; manasında.</p>
<p><strong>Geleceğe</strong> y&ouml;nelik oldu. Geleceği umrsamamak m&uuml;mk&uuml;n değil. Kendiminkinden bahsediyorum. Bi &ccedil;ok şeyi umursamıyo olmayı isterdim. Olmadı. Yukardaki şarkıyı &ccedil;alan adamlara &ccedil;ok &ouml;zendim mesela. Bu şarkının bu yazıyla da hi&ccedil; bi alakası yoktu oysaki.&nbsp; Aralara bolca bişey serpiştirirken o da&nbsp; yer alıcaktı. Dinlensin istiyodum. He bi de.. &quot;<strong>Herşey</strong>&quot; harbiden ayrı yazılırdı. Yazılan her neyse işte.</p>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2010/07/21/her-sey-ayri-yazilir.html">Her Şey Ayrı Yazılır</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2010/07/21/her-sey-ayri-yazilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kirlin var mı?</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2010/05/18/kirlin-var-mi.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2010/05/18/kirlin-var-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 12:16:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçimden Geldi]]></category>
		<category><![CDATA[baş parmak]]></category>
		<category><![CDATA[değnek]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[mağara adamı]]></category>
		<category><![CDATA[polis]]></category>
		<category><![CDATA[thumb]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=258</guid>
		<description><![CDATA[&#220;&#231;&#252; de birbirinden olduk&#231;a farklı. İlki g&#246;beğini kaşıyan kedi. Anlatayım: En &#231;ok da garip sesler &#231;ıkararak senin kulaklarına y&#246;n vermeyi sevdim ben. Sense &#34;voyn, nol&#252;yo&#34; derdin &#34;maaauv&#34; tınısında. Beyaz kıllı. &#34;Gurrriiuvv&#34; nedir ge&#231; farkettim. K&#252;&#231;&#252;kken biz de anneden &#231;okomelli ekmek hazırladığını duyduğumuzda &#34;ananııı, goş goş, &#231;okomelli ekmek&#34; derdik. Bilirim, lezizdir, &#8220;gurriiuuvv&#8221; dedirtir. Zaman sonra ben [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2010/05/18/kirlin-var-mi.html">Kirlin var mı?</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img vspace="4" hspace="4" src="http://whi.s3.prod.lg1x8.simplecdn.net/images/2049508/tumblr_l1e9y9JExh1qafl47o1_500_large.jpg?1272137514" alt="parmak" /></p>
<p>&Uuml;&ccedil;&uuml; de birbirinden olduk&ccedil;a farklı. İlki <strong>g&ouml;beğini kaşıyan kedi.</strong> Anlatayım:</p>
<p>
En &ccedil;ok da garip sesler &ccedil;ıkararak senin kulaklarına y&ouml;n vermeyi sevdim ben. Sense &quot;<em>voyn, nol&uuml;yo</em>&quot; derdin &quot;<strong>maaauv</strong>&quot; tınısında.  Beyaz kıllı. &quot;<strong>Gurrriiuvv</strong>&quot; nedir ge&ccedil; farkettim. K&uuml;&ccedil;&uuml;kken biz de anneden &ccedil;okomelli ekmek hazırladığını duyduğumuzda  &quot;<em>ananııı, goş goş, &ccedil;okomelli ekmek</em>&quot; derdik. Bilirim, lezizdir, &ldquo;<strong>gurriiuuvv</strong>&rdquo; dedirtir. Zaman sonra ben senin, masadaki yemeğimi aşırdığında neden pişmanlık duyduğunu da anlamıştım:  &quot;<em>piiii, bunu yidim ama bu &ccedil;ocuk a&ccedil; kalacak</em>&quot; diyesiydin, &quot;<em>en iyisi fıyayım</em>&quot;.  En &ccedil;ok da <strong>beyaz ekmekteydi</strong> g&ouml;z&uuml;n, kutsal belledin. Sana &ldquo;<em>hede ordan</em>&rdquo; diyen <strong>zalım kadının</strong> elinden bile <strong>beyaz ekmek</strong> yedin. &ldquo;<em>Yarasın tosunuma</em>&rdquo; derdim i&ccedil;imden. Yaramadı, sen hep eyyle minik kaldın. Ama b&ouml;ylelikle daha sevimliydin. Kızardım sana. Pişman olurdum. &Ccedil;ileden &ccedil;ıkarır hale geldiğinde caydırıcı etken olarak<strong> totona</strong> biraz vururdum. <strong>Elimle.</strong></p>
<p>
<strong>Polis</strong> g&ouml;rd&uuml;m. <strong>Elinde</strong> modern bi <strong>değnek</strong> vardı. Gerektiğinde adamlara vurması i&ccedil;in eline verilmişti. Bi an d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce&#8230; Bir şeyi yapmasına engel olmaya &ccedil;alışıyorken bi insana, istediği eylemi ger&ccedil;ekleştirme hissinden &ccedil;ok daha yoğun bir <strong>acı hissi</strong> enjekte ettiğinde, baskın olan bu acı hissinin dayanılmazlığından sıyrılma yolunun &ldquo;<em>ger&ccedil;ekleştirmeyi yeğlediği eylemden vazge&ccedil;me, aksi halde acının s&uuml;rekliliğinin devam edeceğine</em>&rdquo; dair bir takas se&ccedil;eneği olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmesine sebep olacak etkenleri devreye sokan şeyi, modern g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; bir <strong>değnekle</strong> elde etmesi ve bu maksatla adamın kafasına <strong>&ccedil;oot &ccedil;oot </strong>vurmasının ne da kadar bizden olduğunu farkettim(<em>kedi totosunun mağruz kaldığı elle m&uuml;dehaleyi d&uuml;ş&uuml;n</em>). &Ouml;ylesine <strong>insani</strong> ya da <strong>yabani</strong>, sen karar ver.  <strong>Mağara adamıyken</strong> olduğu gibi. &ldquo;<strong>&Ccedil;oooot!</strong>&rdquo;, -<em>He? Noldu?</em> &ldquo;<strong>Yapma!</strong>&rdquo; -<em>Peki.</em> Elinde sopası, adamın kafasına acımadan vurası.</p>
<p>
Kendi elime baktım. Bunların hepsi biraz fevri. Artiz bi imaj uğruna cebe sokulmuş olan bi elin dişarda kalan <strong>baş parmağının</strong> h&uuml;zn&uuml;d&uuml;r aslında <strong>h&uuml;zn&uuml;n</strong> ta kendisi. Diğer d&ouml;rd&uuml; oradayken, i&ccedil;erde kim bilir ne şenlik d&ouml;ner de farkında olmazsın. <strong>&Ouml;tede</strong> herkes sımsıkıdır. Sense <strong>beride</strong> başı boş. <strong>Başıncı</strong> parmak, <strong>baş parmak.</strong> Bir eldeki &ouml;tekilerden ne kadar da uzak.</p>
<p>
Her şey senin elinde diyorlar ya&#8230; Doğrudur. Bir parmağın h&uuml;zn&uuml; bile senin elinde. Her şey senin elinde. You&#8217;ve just received a social message. Bunu bileydin.</p>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2010/05/18/kirlin-var-mi.html">Kirlin var mı?</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2010/05/18/kirlin-var-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zibidi Pipisi</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2010/05/03/zibidi-pipisi.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2010/05/03/zibidi-pipisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 15:25:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yodumladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[İçimden Geldi]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[greenwich]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[la dispute]]></category>
		<category><![CDATA[lisa hannigan]]></category>
		<category><![CDATA[rize çayı]]></category>
		<category><![CDATA[Shara Worden]]></category>
		<category><![CDATA[sur le fil]]></category>
		<category><![CDATA[yan tiersen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[En sevdiğim hatunlardan ikisi. Shara Worden ve Lisa Hannigan buluşmuşlar(burda). Lisa &#231;ay demlemiş. Muhabet, dedikodu falan. Birlikte Use Me şarkısını s&#246;ylemişler(Shara s&#246;ylerken). Yadırgadım. Cidden. &#199;ağrılmış olmayı umardım. Arkadan da bi ara bi tutam Radiohead duyuluyordu. Sonra bende gidip arkadaşları &#231;ağırdım. Sarı paketli Rize &#199;ayı&#8217;yla &#231;ay demledim onlara. Youtup&#8217;dan Sıla&#8217;nın son alb&#252;m&#252;n&#252; dinledik. Arkadaşımın bi arkadaşı, [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2010/05/03/zibidi-pipisi.html">Zibidi Pipisi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img alt="zibidi" src="http://whi.s3.prod.lg1x8.simplecdn.net/images/2090976/tumblr_l1dof9GhYd1qbobqbo1_500_large.jpg?1272556190" /></p>
<p>En sevdiğim hatunlardan ikisi. <strong>Shara Worden</strong> ve<strong> Lisa Hannigan</strong> buluşmuşlar(<a target="_blank" href="http://www.youtube.com/watch?v=-2-3G1UyksI&amp;feature=related">burda</a>). <strong>Lisa</strong> &ccedil;ay demlemiş. Muhabet, dedikodu falan. Birlikte  <strong>Use Me</strong> şarkısını s&ouml;ylemişler(<a target="_blank" href="http://www.youtube.com/watch?v=3cgG9t3InHA&amp;feature=related">Shara s&ouml;ylerken</a>). Yadırgadım. Cidden. &Ccedil;ağrılmış olmayı umardım. Arkadan da bi ara bi tutam <strong>Radiohead</strong> duyuluyordu.</p>
<p>Sonra bende gidip arkadaşları &ccedil;ağırdım. Sarı paketli <strong>Rize &Ccedil;ayı</strong>&rsquo;yla &ccedil;ay demledim onlara. <span style="font-weight: bold;">Y</span><strong>outup</strong>&rsquo;dan <strong>Sıla</strong>&rsquo;nın son alb&uuml;m&uuml;n&uuml; dinledik. Arkadaşımın bi arkadaşı, bi şarkı &ccedil;alıyorken o şarkı i&ccedil;in &ldquo;<em>bu şarkı</em>&rdquo; demiş, &ldquo;<em>tam beni anlatıyor</em>&rdquo;.  Ama o şarkının adı <strong>fahişeymiş.</strong> G&uuml;lm&uuml;şler. Biz de g&uuml;ld&uuml;k. Sonra gelecek nesiller de g&uuml;ls&uuml;n diye sosyal paylaşım sayfalarında, zor zamanlarında sığınacağı bi &ldquo;<strong>beğen</strong>&rdquo; butonu olsun istedik.  Değil tabi. Mutluluğun sırrı k&uuml;&ccedil;&uuml;k ayrıntılarda gizli. &Ouml;nermeler&#8230;</p>
<p>Uzun yıllar ge&ccedil;ti&#8230; hala <strong>ilkbahar</strong> hangi aylara denk gelir, <strong>sonbahar</strong> ne zamandır bilmem. Bilince, bi zaman sonra ben onu mutlaka karıştırırım. &Ouml;yleyse bilmenin bi anlamı yok der ge&ccedil;erim. Mesela ayların diziliş sıralarını da &ouml;ğrenmem zor oldu benim. Hangisi hangisinden sonra gelir deseler bocalarım. Doğduğum ayı <strong>greenwich</strong> kabul eder, ordan yola &ccedil;ıkarak bulurum ayların sırasını. Saatleri &ouml;ğrenmem de uzun s&uuml;rd&uuml;. Bahsetmiyim.</p>
<p>Ama birinin bunlarla dalga ge&ccedil;mesine izin vermek, <strong>budalalığa</strong> son vermenin iyi ve etkili bir yolu bence. Hep bunu bekledim. Bir şey i&ccedil;erken bardağı ağıza denk getirememenin verdiği bir anlık <strong>budalalıkla</strong> eşdeğer bu. Ya da yemek yerken yorulmakla&#8230; Bazıları i&ccedil;in bunun yorucu olabildiğini farkettim.  Ama budalalık kısmı bu değil. Mola verdiğinde &ldquo;doymadım ki ben be&#8230;&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, hen&uuml;z yemeği bitirmediğini farkediyorsan seninle dalga ge&ccedil;ilmesine izin verebilirsin. <strong>Komik</strong> olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rs&uuml;n, onlar da <strong>salak</strong> olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Komik olan şeyin aslında &ldquo;<strong>salak olman</strong>&rdquo; olduğunu s&ouml;ylersin, <strong>ciddi ciddi</strong> <strong>salak</strong> <strong>olduğu</strong><strong>n</strong> konusunda ısrar ederler.</p>
<p>Aceleyle dışarı &ccedil;ıkıyorken <strong>stoğunu</strong> az &ouml;nce t&uuml;kettiğin yeni giyilmiş <strong>&ccedil;orapla</strong> ıslak bir şeye basmak gibi, geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml; olmayan bişey d&uuml;ş&uuml;n. Ama bittiğini anladığında artık &ccedil;ok ge&ccedil; olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n tuvalet kağıdı misali, sonsuz stoğa sahip olmanın tuvalette sınırsız vakit ge&ccedil;irebileceğin anlamına gelmediğini de asla unutma. Tuvalet kağıtlarının neredeyse hepsi <strong>&uuml;&ccedil; katlı.</strong> Ama senin bunlardan sahip olabileceğin yalnızca bodrum katı. Sen iyisi mi bunlara <strong>tabu</strong> de. Ama birinin bu tabuları yıkmasına da izin ver. Oluşan <strong>enkazın</strong> &uuml;st&uuml;ne sifon &ccedil;ek. &Uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml;n de. Hey! Evet o yaptığın bi <strong>enkaz.</strong></p>
<p>Biri i&ccedil;in uyku d&uuml;zenini değiştirir. Sırf karşılaşabilmek  i&ccedil;in. Ama artık karşılaşmana gerek  kalmasın. Ama  <strong>uykun</strong> hala onun gittiği saatte gelsin.  Ama artık onun <strong>gittiği bi saat</strong> olmasın. <strong>O</strong> da olmasın. Bundan sonra artık uykun da olmasın. Bi tek <strong>kahve</strong> olsun.  O saati beklersin, gittiği. Ama ne o var olsun, ne de onun gittiği bi saat. Ne <strong>boktan.</strong> &Ouml;yleyse herşey mok olsun. Peki ya afiyet? Yersen o da olsun. Ama asla mola verme. Bilirsin, <em>never give up</em> derler. <strong>Unutursun. </strong>Ama&#8230; ama..<strong>.<br />
</strong></p>
<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;kken&#8230; <strong>Oniki</strong> yaşımdayken&#8230; bi filmi izleyip &ccedil;ok beğendim. Filmden o kadar &ccedil;ok etkilendim ki&#8230; bi sonraki seans i&ccedil;in tekrar bilet aldım. Sonra başka bir g&uuml;n tekrar izledim onu. <strong>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;</strong> kez izliyorken yanımdaki <strong>&ccedil;iftle</strong> nasıl başladığını hatırlamadığım bi muhabbete başladık. <strong>Sevimliydiler.</strong> Salonun ışığı s&ouml;n&uuml;p, perdedeki hareketlilik başladığında kesin elele tutuşacak t&uuml;rden, masum insanlardı. İştahlı iştahlı filmi nasıl da beğendiğimi anlattım onlara.  &ldquo;<em>&Ccedil;ok g&uuml;zel, &ccedil;ok sevdim</em>&rdquo; dedim. &ldquo;<strong>Yaa</strong>&rdquo; dediler.  &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; izleyişim olduğunu duyduklarında da &ldquo;<strong>yaa</strong>&rdquo;nın sahip olduğu &ldquo;<strong>aaa</strong>&rdquo; adedi dere tepe dinlemeyip d&uuml;z gitti. Samimiyetsiz &quot;<em>aaa</em>&quot;lar <strong>silsilesi </strong>nezaketen oluşmuştu. Daha &ccedil;ok heycanlanmalarına sebep olmanın tek yolu <strong>mokunu</strong> &ccedil;ıkartmaktan ge&ccedil;iyordu, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bunu istiyordum.  &ldquo;<em>Bu bitince bi sonraki seansta tekrar izlicem</em>&rdquo; dedim, &ldquo;<em>d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; kez</em>&rdquo;. Aslında izlemeyecektim. Param bitmişti. Ufak bi <strong>tebess&uuml;m</strong> g&ouml;sterdiler.</p>
<p>Cebimde biraz erimiş <strong>&ccedil;ikolata</strong> vardı. &Ccedil;ıkartıp sordum: &ldquo;<strong>yir misiniz?</strong>&rdquo;.  Nazik&ccedil;e reddettiler. Israr ettim.  &ldquo;<em>Bug&uuml;n bu &ccedil;ikolatalardan on&uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; yiyişim</em>&rdquo; dedim. Abartılarıma dayanamayıp <strong>&ccedil;ikolatalarımdan</strong> birer tane aldılar. Y&uuml;zlerinde ufak bi &ccedil;ocuğun sebep olduğu minik bi tebess&uuml;m vardı. O filme şimdilerde bi <strong>televizyon</strong> ekranında denk gelseler, ya da <strong>dvd</strong>&rsquo;sine rastlasalar&#8230; akıllarına gelir miydim acaba? Bilmiyorum. G&uuml;zel olurdu. K&uuml;&ccedil;&uuml;kken masumdum. Şimdi değilim.  Biraz &ouml;nce ev sahibimi <strong>kazıkladım</strong> mesela. Farketmesinler diye  dolabın en &uuml;cra k&ouml;şesine koyduğum &ccedil;ikolataları da arkadaşlarımdan uzak tutmaya &ccedil;alıştım.  Yokmuş gibi davrandım. Boru mu? İki <strong>beyaz</strong> bi de <strong>bitter. </strong>O <strong>&ccedil;ay</strong> size yeter.<strong><br />
</strong></p>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2010/05/03/zibidi-pipisi.html">Zibidi Pipisi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2010/05/03/zibidi-pipisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pöfürseme!</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2010/04/08/pofurseme.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2010/04/08/pofurseme.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2010 20:36:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yodumladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[ayna]]></category>
		<category><![CDATA[bandista]]></category>
		<category><![CDATA[barikat]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[hulk]]></category>
		<category><![CDATA[iç anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[kadayıf]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalist]]></category>
		<category><![CDATA[karınca]]></category>
		<category><![CDATA[kulaklık]]></category>
		<category><![CDATA[otobüs]]></category>
		<category><![CDATA[ritimsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[sinek]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalist]]></category>
		<category><![CDATA[sovyet sosyalist cumhuriyerler birliği]]></category>
		<category><![CDATA[sscb]]></category>
		<category><![CDATA[tatlıcılar pastacılar şekerciler odası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=256</guid>
		<description><![CDATA[Toplu taşıma ara&#231;larındayken kulağımda takılı olan kulaklık sebebiyle nefes alış-verişlerimde bir ritimsizlik, bir p&#246;f&#252;rdeme, bir pınıffsama yaşanacak tedirginliğini yıllardır &#252;zerimden atamaman sebebiyle benim hi&#231; keyifle m&#252;zik dinleme fırsatım olmadı. Bazıları vardır ya&#8230; kulaklığı kulağına takar takmaz nefes alıp veririşinde bir &#246;k&#252;z&#252;mseme g&#246;r&#252;l&#252;r. Ses arttık&#231;a da daha bi g&#252;r&#252;lder bu birey. Bre hey! İşte onun yanında [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2010/04/08/pofurseme.html">Pöfürseme!</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img src="http://26.media.tumblr.com/tumblr_kzr79xEJS11qzvjcco1_500.jpg" alt="" /></p>
<p style="text-align: justify;">Toplu taşıma ara&ccedil;larındayken kulağımda takılı olan <strong>kulaklık</strong> sebebiyle <strong>nefes</strong> <em>alış</em>-verişlerimde bir ritimsizlik, bir p&ouml;f&uuml;rdeme, bir <strong>pınıffsama</strong> yaşanacak tedirginliğini yıllardır &uuml;zerimden atamaman sebebiyle benim hi&ccedil; keyifle m&uuml;zik dinleme fırsatım olmadı. Bazıları vardır ya&#8230; kulaklığı kulağına takar takmaz nefes alıp veririşinde bir <strong>&ouml;k&uuml;z&uuml;mseme</strong> g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Ses arttık&ccedil;a da daha bi g&uuml;r&uuml;lder bu birey. <em>Bre hey!</em>   İşte onun yanında rahatım ben.</p>
<p>Peki bende mi b&ouml;yleyim? İşte ben onu hi&ccedil; bilemedim. Kimse beni bu konuda ikna edemedi. Aklıma gelir gelmez s&ouml;ylene s&ouml;ylene  &ccedil;ıkartırım kulaklığı: &ldquo;<em>Ulen&#8230;</em>&rdquo;.</p>
<p>&Ccedil;ok sinir olurum ben buna. Sinirlendiğim zamanlarda da &ldquo;<strong>Hulk</strong>&rdquo; olduğumu yalnızca karşımda bir ayna varsa anlayabiliyorum. Ama bu ayna m&uuml;mk&uuml;nse bir <strong>insan</strong> olmamalı. Bana bişeyler yansıtmamalı.  Bu t&uuml;r <strong>aynalar</strong> kontrol&uuml;mden &ccedil;ıkan kelimeler karşısında kırılmaya olduk&ccedil;a m&uuml;sait cinsten. B&ouml;yle zamanlarımda derler ki&#8230; &ldquo;<em>M&uuml;sait bir yerde y&uuml;reğine inecek var.</em>&rdquo;</p>
<p>Mesela benim i&ccedil;in belki de hi&ccedil; bir zaman &ldquo;<strong>o karıncayı bile incitemez</strong>&rdquo; de denmedi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben karıncanın ağzına bile mı&ccedil;mıştım(<em>afedersin! Buna ihtiya&ccedil; duymuyorum ama bi ara afedersin</em>). Şu aralar bile evdeki kedinin&nbsp; <strong>sinekleri</strong> yakalayıp yemesi konusunda ona <em>yardım</em> ve <em>yataklıktan</em> dolayı sırıtabiliyorum. Ama &uuml;lkenin batısındaki sinekler de pek bi <strong>mıymıntı.</strong> &Ccedil;ot! Yerde. Resmen su&ccedil;a teşvik. Oysa ben<strong> İ&ccedil; Anadolunun</strong> bağrından kopmuş gelmiş, <strong>zeki</strong>, <strong>&ccedil;evik</strong> ve aynı zamanda <strong>arsız</strong> sineğini severim. <strong>Voız!</strong> Ne kadar i&ccedil;ten. Yatağına sığmayan bir dere gibi: ayağını yorganına g&ouml;re uzatmamış.</p>
<p>B&ouml;yle zaman zaman tartışma esnasında &ccedil;ok hararetlendiğimi g&ouml;renler de beni kendi taraflarında yer almam i&ccedil;in ikna etme girişiminde bulunabiliyor. Ge&ccedil;enlerde bana  &ldquo;<strong>ekmek, kadayıf ve &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k i&ccedil;in&#8230; Haydi barikata, haydi barikata&#8230;</strong>&rdquo; dendi mesela. B&ouml;yle bi şarkı var, belki dinlemişsindir. <strong>Bandista</strong> diye bir grup s&ouml;yl&uuml;yor. İşte benim, birinin beni direnişe &ccedil;ağırırken kullandığı şarkından anladığım tam olarak buydu. &ldquo;<em>Birileri beni unlu mam&uuml;llere ulaşammıyomuşum izlenimi yaratarak kendi tarafına &ccedil;ekmeye &ccedil;alışıyor olabilir</em>&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken bu işin arkasında  <strong>Tatlıcılar Pastacılar</strong> ve <strong>Şekerciler Odası</strong>&#8216;nın olduğunu farketmem pek uzun s&uuml;rmedi.</p>
<p>
Bağlamaya &ccedil;alıştığım nokta şu: Bi yerlerden ş&ouml;yle bir şey okumuştum: &ldquo;<em><strong>Sosyalist</strong> olan &uuml;lke ya da &uuml;lkeler, isimlerine koca koca <strong>&quot;sosyalist</strong>&quot; ibaresi ekleyebiliyorken(Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği gibi)&#8230; neden <strong>kapitalist</strong> &uuml;lkeler bunu yapamıyor? Adında, sahip olduğu <strong>kapitalist</strong> ideolojiyi vurgulayan bir &uuml;lke var mı?</em>&rdquo;</p>
<p>Galiba yok. Demek ki  <strong>kapitalizmin</strong> herhangi bir vurguya ihtiyacı da yok. Daha &ccedil;ok <strong>vurguna</strong> ihtiyacı olsa gerek, <strong>kriz</strong> gibin. Bilmem ne iktisadi ekol&uuml;nden bilmem pırt iktisat&ccedil;ısının s&ouml;ylemiş olduğu gibi: &ldquo;<em>Kapitalizm krizle beslenir</em>&rdquo;. İşte <strong>Tatlıcılar Pastacılar ve Şekerciler Odası</strong>&rsquo;nın da beni tarafına &ccedil;ekme girişiminin altında bu yatıyor: &ldquo;Krizle beslenme, onlar sağlıksız. Ekmek <strong>yi</strong>, kadayıf <strong>yi!</strong>&rdquo;<br />
&nbsp;</p>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2010/04/08/pofurseme.html">Pöfürseme!</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2010/04/08/pofurseme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzun Soluksuz</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2010/03/11/uzun-soluksuz.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2010/03/11/uzun-soluksuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 15:53:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçimden Geldi]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[güdü]]></category>
		<category><![CDATA[heves]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[uzun soluklu]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=253</guid>
		<description><![CDATA[&#214;n&#252;me konulan limitlerin genellikle &#8220;hevesim&#8221; kadar olduğu d&#246;nemlerdi. Bu bir bakıma minik bir b&#252;nyenin sahip olabileceği bir &#8220;nefes&#8221;le eşdeğerdi. Bir şeyin uzun bir zaman s&#252;rd&#252;ğ&#252;n&#252; belirtmek i&#231;in kullanılan &#8220;uzun soluklu&#8221; tabiri vardır ya, benim isteklerim her zaman soluksuz kalınan ya da &#8220;nefeslerin kesildiği&#8221; heycanlı dakikalara ilave edilen iki dakika uzatmadan daha fazlası değildi. &#8220;Hevesi ge&#231;ene [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2010/03/11/uzun-soluksuz.html">Uzun Soluksuz</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img vspace="3" hspace="3" align="middle" alt="" src="http://whi.s3.prod.lg1x8.simplecdn.net/images/1659607/tumblr_kz34njdUcG1qzakqso1_500_large.jpg?1268297112" /></p>
<p>&Ouml;n&uuml;me konulan limitlerin genellikle &ldquo;<strong>hevesim</strong>&rdquo; kadar olduğu d&ouml;nemlerdi. Bu bir bakıma minik bir  b&uuml;nyenin sahip olabileceği bir &ldquo;<strong>nefes</strong>&rdquo;le eşdeğerdi. Bir şeyin <strong>uzun bir zaman s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;</strong> belirtmek i&ccedil;in kullanılan &ldquo;<strong>uzun soluklu</strong>&rdquo; tabiri vardır ya, benim <strong>isteklerim</strong>  her zaman <strong>soluksuz</strong> kalınan ya da &ldquo;<strong>nefeslerin kesildiği</strong>&rdquo; <em>heycanlı</em>  dakikalara ilave edilen iki dakika uzatmadan daha fazlası değildi. &ldquo;<strong>Hevesi ge&ccedil;ene kadar oynasın</strong>&rdquo; s&ouml;z&uuml; bana, her şeye hevesim kadar sahip olabileceğim d&uuml;ş&uuml;ncesini aşılamıştı ve sahip olduklarımın bana aitliği sadece ve sadece &ldquo;<strong>anlıktı</strong>&rdquo;. Zamanı geldiğinde tekrar eski sahiplerine d&ouml;nmeleri gerektiği umrumda bile değilken tek derdim <strong>rakip</strong> &ccedil;ocuğun elindeki oyuncağa &ldquo;<strong>hevesim</strong>&rdquo; kadar sahip olabilmekti. Oldum da&#8230; G&ouml;z&uuml; yaşlı <strong>minik rakip</strong>, hevesimin kısa s&uuml;reli olmasını umuyordu ki, oluyordu da&#8230;</p>
<p>Sahip olduğum şeylerin varlığı benim i&ccedil;in y&uuml;k olmaya başladığında ondan kurtulmanın ya da uzaklaşmanın yolunu aramak, bir <strong>kağıdı buruşturmak kadar</strong> <em>zahmetsiz</em> bir şeydi. Her zaman uzaklaşmak i&ccedil;in sebepler yaratıyor ve kimi zaman hi&ccedil; istemediğim kadar sebebe sahip olduğumda, bunların bir kısmını yoksullara bağışlıyordum; onlar da kurtuluyordu.</p>
<p>Bendeki yaşam s&uuml;releri <strong>hevesim</strong> kadar olan <strong>insanlar</strong> da vardı elbette. Fakat onların, benim &uuml;retmiş olduğum ve <em>s&ouml;zde</em> zekice olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m bahaneleri dinlerken, varlıklarının bir &ldquo;<strong>heves</strong>&rdquo; kadar olduğundan haberleri bile yoktu. Kim bilir bunu &ouml;ğrenseler ne hissederleridi? <strong>K&ouml;t&uuml;yd&uuml;m.</strong></p>
<p>Geriye baktığımda, <em>bu</em> <em>her ne olursa olsun</em>, eskiden sahip olduğum şeyin şimdi başka bir sahibi olmalıydı ya da zamanı geldiğinde her birinin <strong>yeni</strong> sahipleri olacaktı. Oysa sahipsiz kalan belki de bendim. Bir şeylere sahip olmak, onun da sana sahip olması anlamına mı geliyordu? Sanırım hissettiğim başı boşluğun sebebi buydu. Bir şeylere <strong>ait olma g&uuml;d&uuml;s&uuml;</strong> ne yazık ki insan doğasına has bir durumdu ve bu durum karşısında insan ol<em>ma</em><strong>ma</strong>yı bile dileyebiliyordun &ccedil;&uuml;nk&uuml; acıtıyordu.  Ama bunları farketmek i&ccedil;in olduk&ccedil;a yanlış ve ge&ccedil; kalınmış zaman kuyusuna d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;mde, bu boğucu karanlık bana şu şeyi d&uuml;ş&uuml;nmem i&ccedil;in gereken zamanı verirken olduk&ccedil;a fedak&acirc;r davranmıştı: Her şeye değil ama istediğim kimi şeylere hevesim kadar sahip olabilirdim. Peki ya <strong>zamana?</strong><strong>.. </strong></p>
<p><strong>Ona</strong> asla hevesim kadar sahip olamazdım. Bahanelerime maruz kalmışların yokluğunu hissettiğimde ne yazık ki ge&ccedil; kalmıştım ve lanet olsun ki ben, daima bir şeylerin değerini ancak <strong>onların yokluğunda</strong> anlayabiliyordum. Tek istediğim, tıpkı eskisi gibi, onların yeniden <strong>bana ait olduğu zamana</strong> sahip olabilmekti ve evet, durdurak bilmeyen bir <em>budalalıkla</em> yine <strong>heveslikti</strong> bu istek, ama dedim ya: <em>onların bana </em><strong>ait</strong><em>liğini tekrar yaşayabileceğim</em> bir&nbsp; <strong>zamana </strong>asla sahip <strong>olamazdım!</strong></p>
<p>Şuan sahip olduğum bir <strong>hayat</strong> var. Peki bu da heveslikse? &Uuml;stelik ona durduk yere sahip olmuşken&#8230;</p>
<p><strong><span style="font-size: smaller;">Not:</span></strong><span style="font-size: smaller;"> </span><em><span style="font-size: smaller;">Bu yazı, yokluğunu şimdilerde &ccedil;ok hissettiğim <strong>sarı bisikletime</strong> adanmıştır. </span></em></p>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2010/03/11/uzun-soluksuz.html">Uzun Soluksuz</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2010/03/11/uzun-soluksuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lie-King</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2010/02/03/lie-king.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2010/02/03/lie-king.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 01:05:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçimden Geldi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[çıkar ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[devlet tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[emekçi]]></category>
		<category><![CDATA[geç kalanlar]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk dışı]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki]]></category>
		<category><![CDATA[isyankar]]></category>
		<category><![CDATA[karın tokluğu]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[nankör]]></category>
		<category><![CDATA[new york i love you]]></category>
		<category><![CDATA[otorite]]></category>
		<category><![CDATA[sevilmek]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[şinasi sahnesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=251</guid>
		<description><![CDATA[Sevmekle &#8220;sevmeyi sevmek&#8221; arasında olduk&#231;a fark var. Sevmeyi sevmenin sebebi, birinin onu sevdiğini bilmesiyle o kişinin de seni sevmesi yoluyla, &#34;sevilme&#34;yi elde edebilmektir(g&#246;zlem). &#199;ıkar sevmesi yani. &#199;oğumuz, seni sevmeyi seviyoruz &#231;&#252;nk&#252;, bunun senin de bizi sevmeni sağlayacağını biliyoruz(muhtemel). Evet, sevilmek hoşumuza gidiyor.Senin tarafından sevilirken, salyalarımızı halıya akıtmama konusunda problemler yaşasak da&#8230; daha fazlasını istiyoruz. Vir [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2010/02/03/lie-king.html">Lie-King</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img align="middle" src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_kx38hhrQVN1qzr6ooo1_500.jpg" alt="" /></p>
<p>Sevmekle &ldquo;<strong><em>sevmeyi sevmek</em></strong>&rdquo; arasında olduk&ccedil;a fark var. <strong>Sevmeyi</strong> <em>sevmenin</em> sebebi, birinin onu sevdiğini bilmesiyle o kişinin de seni sevmesi yoluyla, &quot;<strong>sevilme</strong>&quot;yi elde edebilmektir(<em>g&ouml;zlem</em>). &Ccedil;ıkar sevmesi yani. &Ccedil;oğumuz, seni <strong>sevmeyi</strong> <em>seviyoruz</em> &ccedil;&uuml;nk&uuml;, bunun senin de bizi <strong>sevmeni</strong> sağlayacağını biliyoruz(<em>muhtemel</em>). Evet, <strong>sevilmek</strong> hoşumuza gidiyor.Senin tarafından sevilirken, salyalarımızı halıya akıtmama konusunda problemler yaşasak da&#8230; daha fazlasını istiyoruz. Vir onu bize!  <strong>Vir!</strong></p>
<p>
Bir <strong>kedi</strong> var evde. Onu ilgin&ccedil;leştirme &ccedil;abasında değilim ama&#8230; <strong>Kedi</strong> olduğundan ş&uuml;phelendiğim zamanlar da yok değil. Elinden geldiğince, dişini tırnağına takarak &ldquo;<strong>karın tokluğuna</strong>&rdquo; kedilik yapıyor.<strong> Emek&ccedil;i</strong> kedi. Gen&ccedil; yaşı sebebiyle de  bir hayli <strong>isyankar.</strong>  Ama asla <strong>nank&ouml;r</strong> değil. <em>Yemek</em>/<strong><em>Kedilik</em> </strong>eğrisini savunan bir <em>iktisadi ekol&uuml;n</em> takip&ccedil;isi. Ona yemek vermeyi reddettiğimde &ldquo;<em>&ouml;zl&uuml;k haklarını geri isteyen</em>&rdquo; protestolarından onu alıkoyabilecek herhangi bir<em> hukiki</em> ya da<em> hukuki dışı</em> <strong>otorite</strong> bulunmadığına inanıyor ve bizleri de buna inandırıyor.  Onu <strong>kedi</strong> yapan ve <strong>insanlardan ayıran</strong> en &ouml;nemli &ouml;zellikleden biri ise &ldquo;<strong>sevmeyi sev<em>mi</em>yor</strong>&rdquo; olması.  O sadece &ldquo;<strong>sevdiğini</strong>&rdquo; <em>seviyor.</em> Ondan &ouml;ğreneceğimiz &ccedil;ok şey var. Yaptığmız <strong>mokun</strong> &uuml;st&uuml;n&uuml; &ouml;rtmek gibi.</p>
<p>
<strong>İlaveten:</strong><br />
<em>Ankara</em>&rsquo;ya geldik&ccedil;e, &ccedil;ok sık olmasa da tiyatroya gidiyorum. <strong>Devlet Tiyatroları</strong>&rsquo;ndaki oyunlar, genelde verdiği mesajlar ya da t&uuml;r bakımından birbirlerinin aynısı olsa da zaman zaman g&uuml;zel oyunlar da sahneleniyor.</p>
<p>
Eğer <strong>Ankara</strong>&rsquo;daysan şu aralar g&ouml;sterimde olan &ldquo;<strong>Ge&ccedil; Kalanlar</strong>&rdquo; adlı oyunu izleme fırsatını ka&ccedil;ırma. <strong>Şinasi Sahnesi</strong>&rsquo;nde oynanıyor. Oyunculuk ve &ndash;<em>biraz tanıdık olmasına rağmen</em>-  senaryo harika. İzlemelisin.  Ayrıca <strong>New York, I Love You</strong> adında bir film de izledim. &Uuml;lkede vizyona girmeyecek galiba. Bulursan onu da izle. &Ouml;yle.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2010/02/03/lie-king.html">Lie-King</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2010/02/03/lie-king.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hastasılar</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2010/01/23/hastasilar.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2010/01/23/hastasilar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 11:16:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yodumladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[geveze]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik sorun]]></category>
		<category><![CDATA[ses kısılması]]></category>
		<category><![CDATA[vimeo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=249</guid>
		<description><![CDATA[Boğazın ağrıdığında senin de &#231;ok konuşasın geliyor mu? Hani sesinin farklı &#231;ıktığı zamanlarda&#8230; Daha &#231;ok konuşmak istemiyo musun? Senden &#231;ıkan ve duymaya alıştığın o ses eskisi gibi olmadığında yenisini duymaktan kendini alamadığın i&#231;in, hi&#231; olmadığı kadar &#231;ok konuşmak var ya&#8230; Olmuyo mu &#246;yle? Boğazımın ağrıyıp da sesim &#231;ok farklı &#231;ıktığı zamanlarda daha &#231;ok konuşamamın bir [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2010/01/23/hastasilar.html">Hastasılar</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img vspace="4" hspace="4" align="middle" alt="Daktilo" src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_kqakrxubUF1qzr6ooo1_500.jpg" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Boğazın</strong> ağrıdığında senin de &ccedil;ok konuşasın geliyor mu? Hani sesinin farklı &ccedil;ıktığı zamanlarda&#8230; Daha &ccedil;ok konuşmak istemiyo musun? Senden &ccedil;ıkan ve duymaya alıştığın o ses <strong>eskisi</strong> gibi olmadığında <strong>yenisini</strong> duymaktan kendini alamadığın i&ccedil;in, hi&ccedil; olmadığı kadar &ccedil;ok konuşmak var ya&#8230; Olmuyo mu &ouml;yle?</p>
<p style="text-align: justify;">
Boğazımın ağrıyıp da sesim &ccedil;ok farklı &ccedil;ıktığı zamanlarda daha &ccedil;ok konuşamamın bir sebebi var. Etrafımda kimse olmasa bile kendi kendime s&ouml;yleyecek bir şeyleri mutlaka bulabiliyorum: &quot;<em>Aaa masa burdaymış, ne g&uuml;zel</em>&quot;. Kendi sesimden artık&nbsp; tiksinmiş olduğum i&ccedil;in olmalı ki&#8230; yenisini boğazım iyileşene kadar dinleme isteğim karşısında <strong>gevezeleşiyorum.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
Kendisi i&ccedil;in, o bizimle birlikte olmadığında &quot;<em>hı o mu?&#8230; onun psikolojik sorunları var</em>&quot; denilen insanla oturup sohbet edesim geliyor. Boğazım y&uuml;z&uuml;nden <strong>sesim</strong> &ccedil;ok farklı &ccedil;ıktığında bin bir t&uuml;rl&uuml; şeyi sabaha kadar bıkmadan konuşurum ben bu insanla. İkimiz de kendimiz olamadığımız ya da olmaktan nefret ettiğimiz i&ccedil;in belki de&#8230;</p>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2010/01/23/hastasilar.html">Hastasılar</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2010/01/23/hastasilar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bi kaçı kaçtı?</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2009/12/03/bi-kaci-kacti.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2009/12/03/bi-kaci-kacti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:17:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçimden Geldi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=248</guid>
		<description><![CDATA[Ş&#246;f&#246;r, oturuyor olduğum halde &#8220;&#231;ocuk oturuyor mu?&#8221; diye sorduğunda, &#231;ocuğu olduğum sanılan kadının bakışları g&#246;zm&#252;n &#246;n&#252;nden gitmiyor. Dehşete kapılmıştı. Bir an bu ihtimali ikimiz de ciddi ciddi d&#252;ş&#252;nd&#252;k. Ama ne o beni kabullenebildi, ne de ben onu. O g&#252;n oturuyor olduğumdan kimsenin kuşkusu yoktu ama kime ait olduğum dolmuş i&#231;erisinde tartışma konusu olmaya bir hayli [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/12/03/bi-kaci-kacti.html">Bi kaçı kaçtı?</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Ş&ouml;f&ouml;r, oturuyor olduğum halde &ldquo;<strong>&ccedil;ocuk oturuyor mu?</strong>&rdquo; diye sorduğunda, &ccedil;ocuğu olduğum sanılan kadının bakışları g&ouml;zm&uuml;n &ouml;n&uuml;nden gitmiyor. Dehşete kapılmıştı.  Bir an bu ihtimali ikimiz de ciddi ciddi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k. Ama ne o beni kabullenebildi, ne de ben onu.  O g&uuml;n oturuyor olduğumdan kimsenin kuşkusu yoktu ama <strong>kime ait olduğum</strong> dolmuş i&ccedil;erisinde tartışma konusu olmaya bir hayli m&uuml;sait duruma geldiğinde  benim i&ccedil;in &ldquo;<strong>m&uuml;sait bir yerde</strong>&rdquo; inmek &ldquo;<strong>m&uuml;sait bir zaman</strong>&rdquo;dan başka bir şey değildi.  O yıllarda ş&ouml;f&ouml;rler <strong>Ankara</strong>&rsquo;da, &ccedil;ocukların oturup-oturamayacağını tartışıyorlardı. &ldquo;<strong>&Uuml;cretini g&ouml;nderemeyen var mı?</strong>&rdquo; sorusu ise daima havada kalmıştı. Bir g&uuml;n bir kadının &ldquo;<strong>ben &uuml;cretimi g&ouml;nderemiyorum</strong>&rdquo; demesi bile buna engel olamadı. O dolmuş son durağa ulaştığında dolmuşun i&ccedil;inde sadece iki kişinin kalmış olması ka&ccedil;ınılmazdı:<strong> ş&ouml;f&ouml;r</strong> ve <strong>kadın.</strong>  Bunun &uuml;zerine &ldquo;<strong>Son Durak</strong>&rdquo; adlı film vizyona girdi. </em><strong><em>Dublajlıydı.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><img vspace="2" hspace="2" align="middle" alt="anı" src="http://whi.s3.prod.lg1x8.simplecdn.net/images/889773/tumblr_kq3cvpiZfo1qzb31mo1_500_large.jpg?1256409061" /></p>
<p><img width="0" height="0" border="0" alt="" style="visibility: hidden; width: 0px; height: 0px;" src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bT*xJmx*PTEyNTk3ODgzMjMzODAmcHQ9MTI1OTc4ODQxNjYzMyZwPTE4MDMxJmQ9Jmc9MSZvPTE*ZWQ5MjY5OWQxMzQ5MjViZjBkNjgyNzkxMWUzMmMw.gif" /></p>
<p><center></p>
<p style="visibility: visible;"><embed width="219" height="35" border="0" src="http://assets.myflashfetish.com/swf/mp3/mff-stick.swf?myid=36822907&amp;path=2009/12/02" quality="high" wmode="transparent" flashvars="mycolor=111111&amp;mycolor2=99CCCC&amp;mycolor3=FFFFFF&amp;autoplay=false&amp;rand=0&amp;f=4&amp;vol=100&amp;pat=0&amp;grad=false" name="myflashfetish" salign="TL" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" style="visibility: visible; width: 219px; height: 35px;"></embed></p>
<p></center></p>
<p>&ldquo;<strong>Esk</strong>i&rdquo;ye sahip olacak kadar b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;nde, <strong>eski yılları</strong> hatırlatıyormuş her şey. Hayatının b&uuml;y&uuml;k &ccedil;apta değişiyor olduğu d&ouml;nemlerde, <strong>eskiye ait</strong> ufak &ccedil;aplı <strong>g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler</strong> geliyormuş hep aklına. İşte bu ufak &ccedil;aplı &ldquo;<em>ge&ccedil;mişe ait g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler</em>&rdquo;, &ouml;leceğin an g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;ne gelen &ldquo;<strong>film şeridinin</strong>&rdquo; fragmanıymış aslında. Ve sen her &ldquo;<em>ufak &ccedil;aplı bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;</em>&rdquo;yle bir par&ccedil;a daha &ouml;l&uuml;yormuşsun, o film vizyona girene dek&#8230;  yavaş yavaş.</p>
<p><strong>Şimdiyse&#8230;</strong> Bu <em>minik</em> şehirde televizyon karşısında yalnız başına <strong>mandalina</strong> yiyorken buluyormuşsun kendini. İnsanların &ldquo;<strong><em>bayram</em></strong>&rdquo; olarak adlandırdıkları bu farklı g&uuml;n&uuml;n akşamında <em>baya baya</em> <strong>huzur dolu</strong> bir <em>insan</em> olmayı başarabiliyormuşsun. Eski g&uuml;nlerdeki gibi, g&uuml;zel de bir<strong> film</strong> denk gelmişse, o reklamlar bile katlanası olabiliyormuş. <strong>Dublajlı</strong> olmasına rağmen&#8230; &ldquo;<strong><em>Tek kişilik aile saadeti</em></strong>&rdquo;ni kısa bir s&uuml;reliğine de olsa elde etmenin form&uuml;l&uuml;ym&uuml;ş  eski anılar;  eğer onlara sahip olacak kadar b&uuml;y&uuml;m&uuml;şsen&#8230;</p>
<p><strong><span style="font-size: smaller;">Elizabeththown filminden:</span></strong><span style="font-size: smaller;"> &ldquo;<em>Hayatta kalma ağacı. D&uuml;nyada en sevdiğim ağa&ccedil;tır. Ve ben ağa&ccedil;ları &ccedil;ok severim.</em>&rdquo;</span></p>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/12/03/bi-kaci-kacti.html">Bi kaçı kaçtı?</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2009/12/03/bi-kaci-kacti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Glücklich</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2009/11/22/glucklich.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2009/11/22/glucklich.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 18:15:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçimden Geldi]]></category>
		<category><![CDATA[gülmek]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[memnuniyetsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=246</guid>
		<description><![CDATA[Aldığım her karardan memnuniyetsizlik duyuyorsam, karardan aldığım her duyuyu da memnuniyetsizlikle karşılıyorumdur. Demek ki kararsızlıklar bir d&#246;ng&#252;y&#252; oluşyuruyor(ben yaptım). Belki de sabit olan bir memnuniyetsizlik var ve her şey onun &#231;evresinde d&#246;n&#252;yor. Ya&#8230; hi&#231; bir zaman her hangi bir konuda karar vermemeli, ki bu m&#252;mk&#252;n değil, ya da verdiğim her karardan, sonrasında d*t&#252;mle g&#252;lebilecek kadar [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/11/22/glucklich.html">Glücklich</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img vspace="3" hspace="3" alt="" src="http://whi.s3.prod.lg1x8.simplecdn.net/images/1028144/tumblr_ktcjita4p11qzyrwvo1_500_large.jpg?1258911519" /></p>
<p>Aldığım her karardan <strong>memnuniyetsizlik</strong> duyuyorsam, karardan aldığım her duyuyu da <strong>memnuniyetsizlikle</strong> karşılıyorumdur. Demek ki kararsızlıklar bir d&ouml;ng&uuml;y&uuml; oluşyuruyor(<em>ben yaptım</em>). Belki de sabit olan bir <strong>memnuniyetsizlik</strong> var ve her şey onun &ccedil;evresinde d&ouml;n&uuml;yor. Ya&#8230; hi&ccedil; bir zaman her hangi bir konuda <strong>karar</strong> vermemeli, ki bu m&uuml;mk&uuml;n değil, ya da verdiğim her <strong>karardan</strong>, sonrasında <em>d*t&uuml;mle</em> g&uuml;lebilecek kadar emin olmalıyım. <strong>G&uuml;lmemin</strong> sebebi ise o kararı verirken ne kadar aptalca hareket ettiğini d&uuml;ş&uuml;nmem olmalı. İşte durumu bu denli <strong>marjinal</strong> yapan da &ccedil;elişkili olması, <strong>olmalı.</strong></p>
<p>Peki&#8230; <strong>G&uuml;lme</strong> konusuna ne demeli?  <strong>G&uuml;lmek</strong> i&ccedil;in <strong>sebeplere</strong> ihtiya&ccedil; duyuyor olduğunda sana <strong>mutsuz</strong> diyorlar. <em>Sebepsiz</em> <strong>g&uuml;l&uuml;yorsan</strong> da <strong>deli.</strong> <strong>G&uuml;lmek</strong> i&ccedil;in <em>sebep</em> peşinde koşuyorsan g&uuml;l&uuml;ş&uuml;ne &quot;<em>yapay g&uuml;l&uuml;ş</em>&quot; diyorlar, <strong>sebepsizce</strong> g&uuml;l&uuml;yorsan da yine <strong>deli</strong><strong>.</strong> Oysa delice <strong>g&uuml;lmek</strong> dahaca samimi. <em>Yeminle!</em></p>
<p>Ayrıca &quot;<strong>ger&ccedil;ek gibi</strong>&quot; dediğinde ger&ccedil;ek olmadığını anladığın i&ccedil;in ona &quot;<em><strong>gibi</strong></em>&quot; dersin ya&#8230; bunda diyemiyorsun. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &quot;<strong>ger&ccedil;ek gibi</strong>&quot;. Sana g&ouml;re &quot;<strong>ger&ccedil;ek</strong>&quot; olsa  gerek. Aslında değil.&nbsp;  Gerek <em>ger&ccedil;ek</em> gerek <em>sahte.</em> Galiba &ouml;nemi yok. Orada &ouml;ylece duruyor ve varlığıyla seni b&uuml;y&uuml;l&uuml;yor. Ne olduğunu bilmiyorum. Sen de bilmiyorsun. Ama vardır &ouml;yle bir şey: asla &quot;<strong>ger&ccedil;ek</strong>&quot; olmayan bir &quot;<strong>gibi</strong>&quot;.</p>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/11/22/glucklich.html">Glücklich</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2009/11/22/glucklich.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Summer Lovus</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2009/11/09/summer-lovus.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2009/11/09/summer-lovus.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 02:11:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=245</guid>
		<description><![CDATA[(500) Days of Summer&#8217;ı sevdim &#231;&#252;nk&#252; bu filmle hayatımın bir başka d&#246;neminde karşılaşmış olsaydım da &#231;ok severdim. Ve aslında bu filmi, hayatımın bir başka d&#246;neminde &#231;ok seveceğimden emin olduğum i&#231;in sevdim. Şimdi değil. Film arşivimden &#231;oğu film i&#231;in olduğu gibi, bu filmin de kendine ait bir d&#246;nemi olmalı. Olacaktırda ama şuan o d&#246;nemin uzağındayım galiba. [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/11/09/summer-lovus.html">Summer Lovus</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img vspace="4" hspace="4" src="http://whi.s3.leg.entries.lg1x8.simplecdn.net/20081127161031.jpg" style="width: 534px; height: 356px;" alt="" /></p>
<p><em><strong>(500) Days of Summer</strong>&rsquo;ı sevdim &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu filmle hayatımın bir başka d&ouml;neminde karşılaşmış olsaydım da <strong>&ccedil;ok</strong> severdim. Ve aslında bu filmi, hayatımın bir başka d&ouml;neminde <strong>&ccedil;ok</strong> seveceğimden emin olduğum i&ccedil;in <strong>sevdim.</strong> Şimdi değil. Film arşivimden &ccedil;oğu film i&ccedil;in olduğu gibi, bu filmin de kendine ait bir d&ouml;nemi olmalı. Olacaktırda ama şuan o d&ouml;nemin uzağındayım galiba. Bu sebeple sev<strong>me</strong>dim diyemem.<span style="">&nbsp; </span><strong>Summer</strong> karakterinin karmaşık, bilinmez ve umursamaz yapısı ve hatta ilişkiler konusundaki tutumu, bana kendi yatağımda yatıyormuş hissi yaşattı(ki &ouml;nemlidir bence / episode 01). O mat, anlamsız ve duruma g&ouml;re asla değişmez bakışların seyircisi olmak keyifli <span style="">&nbsp;</span>ama bu filmde sanki bir şeyler eksik ya da basit kalmış gibi.</em></p>
<p class="MsoNormal">Hen&uuml;z ortalarındayken &quot;<em>t&uuml;mden gelim / t&uuml;me s.&ccedil;ım</em>&quot; tekniğiyle<span style="">&nbsp; </span>hareket edilerek yapılmış olan yukardaki bu <strong>yorum</strong> i&ccedil;in aslında hi&ccedil; yapılmamış gibi davranabiliriz. Filmi bitirmeden hangi mantıkla bunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;, dahası&#8230; mantıklı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p-d&uuml;ş&uuml;nemediğimi bile bilmiyorum. &quot;<strong>Şuan o d&ouml;nemin uzağındayız galiba</strong>&quot; derken, aslında onun beş dakika uzağında olduğumu tahmin bile edemezdim.</p>
<p class="MsoNormal">Kısacası, <strong>harikaydı!</strong> Aylar &ouml;ncesinden vizyona giriş tarihini takvimimde işaretlediğim bir filme sahip olmaya &ccedil;alışmak, sahip olmak ve ekran karşısında onu izlemek i&ccedil;in<span style="">&nbsp; </span>hazır bekliyor olmak her ne kadar keyifliyse de&#8230; hi&ccedil; biri film bittiğinde jenerik m&uuml;ziği eşliğinde oyuncuların isimleri akıyorken <strong>beklentilerinin</strong> ger&ccedil;ekleşmiş olduğunu g&ouml;rmekten ve filmden istediğini almış olmaktan daha keyifli olamazdı. Ki bu film benim i&ccedil;in tam da b&ouml;yle bir film oldu. Cumartesi gecesinin <em>keyifle yudumlanan bir kahvesi</em> gibiydi adeta(<em>k&ouml;b / e02</em>).</p>
<p class="MsoNormal"><strong>Zooey Deschannel</strong>&#8216;i ilk g&ouml;r&uuml;ş&uuml;mden itibaren <strong>g&ouml;sterişsiz</strong>, <strong>iddiasız</strong> ve <em>palapoş</em> tavırlarıyla sevmeye başlamıştım. Bu film ise ona ve onun filmlerine karşı olan sevgimi bir hayli artırdı. Oyunculuğu, oynadığı karakterler ve kendisi, soğuk kış g&uuml;nlerinde kendisine sımsıkı sarıldığımız bir <strong>battaniye</strong> l&uuml;ks&uuml;n&uuml; yaşattı(<em>k&ouml;b / e03</em>).</p>
<p class="MsoNormal">Hakkında okuduğum bir ka&ccedil; yorumda da bahsedildiği gibi, filmin m&uuml;zikleri ger&ccedil;ekten de harikaydı.<span style="">&nbsp; </span>Ortalama d&uuml;zeyde bir sinema seyircisi olduğumu g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurarak<span style="">&nbsp; </span>şunu s&ouml;yleyebilirim ki: iyi m&uuml;ziklere sahip olan bir filmin, &ldquo;<strong>k&ouml;t&uuml; olmuş</strong>&rdquo; olması i&ccedil;in &ccedil;ok az sebebe ihtitiya&ccedil; vardır(bunu binlerce kere s&ouml;yledim).</p>
<p class="MsoNormal"><strong>Ki &ouml;nemlidir bence / </strong><em>sezon finali:</em><strong> kaloriferler bozuk.</strong></p>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/11/09/summer-lovus.html">Summer Lovus</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2009/11/09/summer-lovus.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Grawrrr Grawr Grawrrrr</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2009/10/07/242.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2009/10/07/242.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 12:50:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçimden Geldi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=242</guid>
		<description><![CDATA[İş işten ge&#231;tiğini, artık elden bir şey gelmeyeceğini ve uğraşmanın s&#252;regelen zamanda gereksiz olduğunu vurgulamak amacıyla kullanılmış bir s&#246;ze malzeme olan ve i&#231;erisinde yer alan herhangi bir şemsiyenin kati suretle(?) a&#231;ılmayacağı iddia edilen vefak&#226;r organlarımızdan bana ait olanının &#252;st&#252;nde boş boş oturuyorken akla &#231;ok ilgin&#231; fikirler gelebiliyor(popo demek &#231;ok kaba olurdu). D&#252;ş&#252;n&#252;yorum da (yine onun [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/10/07/242.html">Grawrrr Grawr Grawrrrr</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img vspace="5" hspace="5" src="http://fc05.deviantart.com/fs25/i/2008/116/2/0/Grawrrr_Grawr_Grawrrrr_by_basiliscglance.jpg" style="width: 509px; height: 380px;" alt="" /></strong></p>
<p><strong>İş işten ge&ccedil;tiğini</strong>, artık elden bir şey gelmeyeceğini ve <strong>uğraşmanın</strong> s&uuml;regelen zamanda  gereksiz olduğunu vurgulamak amacıyla kullanılmış bir <strong>s&ouml;ze</strong> malzeme olan ve i&ccedil;erisinde yer alan herhangi  bir <strong>şemsiyenin</strong> <em>kati suretle</em>(?) a&ccedil;ılmayacağı iddia edilen vefak&acirc;r organlarımızdan bana ait olanının  &uuml;st&uuml;nde boş boş oturuyorken akla &ccedil;ok ilgin&ccedil; <strong>fikirler</strong> gelebiliyor(<em>popo demek &ccedil;ok kaba olurdu</em>).</p>
<p>D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum da <em>(yine onun &uuml;st&uuml;nde oturuyorken</em><em>)</em>&#8230; Bu fikirlerin b&uuml;y&uuml;k bir kısmı da tuvalet gibi, vaktimizin k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kısmını ge&ccedil;irdiğimiz <strong>sanılan</strong> yerlerde aklımıza geliyor. <strong>Doğrudur.</strong> Kimi iyi fikirler bu gibi yerlerde akla gelir. Bunu &ccedil;oğu kişi s&ouml;yl&uuml;yor. <strong>Sen</strong> bile. Oysa ben bunun <strong>bana has</strong> bi durum olmasından yanaydım. İnsanlık adına. <em>Kanun namına.</em></p>
<p>
Araştırması nasıl yapılmıştır bilmiyorum ama yıllar &ouml;nce bir yerlerde okuduğuma g&ouml;re, ortalama yaşam s&uuml;resine sahip olan bir insan, &ouml;mr&uuml;n&uuml;n <strong>4 yılını</strong> <em><strong>tuvalette</strong></em> ge&ccedil;iyormuş. Bu koskoca <strong>4 yıl</strong> <em>d&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in bile</em> olduk&ccedil;a fazla&#8230;</p>
<p>Kim bilir ne <strong>dahiane fikirler</strong> sırf orada akla geldiği i&ccedil;in &ldquo;<em>boktan</em>&rdquo; olarak adlandırıldı. Kim bilir ka&ccedil; tanesinin &uuml;zerine sebepsizce sifon &ccedil;ekildi? <strong>Kim bilir?</strong><strong>..</strong>  <em>Benim de i&ccedil;erisindeyken aklıma gelmiş &ccedil;ok mucizevi fikirlerim vardı fakat  hepsini geride bıraktım. </em>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; onu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde &ldquo;<strong>b&ouml;ee</strong>&rdquo; diyordun.</p>
<p>
<strong>Not:</strong> <em>Şuan &uuml;zerine sifon &ccedil;ekmediğim fikirlerimi okuyorsun.&nbsp; &quot;<strong>Kim bilir?..</strong>&quot; diyerek merak uyandırdıysam&#8230; Artık sen bilirsin. &ldquo;Bu işlerden sen sorumlusun&rdquo; gibi.</em></p>
<p>
<strong>İlaveten:</strong> G&uuml;zel şarkıları <strong>k&ouml;t&uuml;</strong> g&uuml;nlerinde kusana kadar dinledikten bi s&uuml;re sonra o <em>k&ouml;t&uuml; d&ouml;nemin şarkılarını</em> tekrar dinlemek istediğinde <strong>uzuuun</strong> uzun s&uuml;re dinleyemiyorsun ya&#8230; İşte bu &ccedil;ok <strong>berbat</strong>. Yıllar sonrasında tekrar dinlemeyi başardığında da y&uuml;z&uuml;nde bir tebess&uuml;m  oluşuyorsa ne <strong>mutlu</strong>. Oluşturmuyorsa ne <strong>k&ouml;t&uuml;</strong>. Kalıplarımız bunlar.</p>
<p>
<strong>Ayrıca:</strong> <em>Before Sunrise</em> ve <em>Before Sunset</em> adlı filmleri belki bilirsin. Yıllardır bu g&uuml;zel filmlerde kendimden &ccedil;ok şey bulduğumu ifade ederdim ama bunların neler olduğunu sorsalar s&ouml;yleyemezdim. Yine s&ouml;yleyemem ama  şu diyalogda yer alanları buraya yazarak daha hatırlanası yapmayı planlıyorum(ya da egomla oynaşıyorum). <strong>Ş&ouml;yle:</strong></p>
<p style="margin-left: 40px;">
<em>Benim i&ccedil;in olayları eskisi kadar romantikleştirmemek daha iyi. S&uuml;rekli &ccedil;ok acı &ccedil;ekiyordum.  Hala bir &ccedil;ok hayalim var ama aşk hayatımla ilgili değil. Bu beni &uuml;zm&uuml;yor, sadece b&ouml;yle.<br />
</em><em> <br />
&ndash;Bu y&uuml;zden mi hi&ccedil; ortalıklarda olmayan biriyle birliktesin? <br />
</em><em><br />
Evet, belli ki bir ilişkinin g&uuml;nl&uuml;k hayatıyla başa &ccedil;ıkamıyorum. Evet, birlikte heycan verici anlar yaşıyoruz. Sonra gidiyor, onu &ouml;zl&uuml;yorum ama en azından i&ccedil;ten i&ccedil;e &ouml;lm&uuml;yorum. Birileri s&uuml;rekli &ccedil;evremdeyken boğuluyorum. <br />
</em><em><br />
&ndash;Dur! Az &ouml;nce sevmeye ve sevilmeye ihtiyacım var dedin. <br />
</em><em><br />
Evet, ama &ouml;yle olduğunda midemi bulandırıyor. Kendi başımayken ger&ccedil;ekten &ccedil;ok mutluyum. Yalnız olmak bile bir sevgilinin yanındayken yalnız hissetmekten daha iyidir. Romantik olmak benim i&ccedil;in o kadar kolay değil. &Ouml;yle başlıyorsun ama bir ka&ccedil; kez bozguna uğratıldıktan sonra aldatıcı fikirlerini unutuyorsun ve hayatına giren şeyi kabulleniyorsun. Bu doğru değil, ben bozguna uğratılmadım. Sadece &ccedil;ok can sıkıcı ilişkim oldu. K&ouml;t&uuml; değillerdi, beni seviyorlardı ama ger&ccedil;ek bir bağ veya heycan yoktu. En azından benim tarafımda.</em></p>
<p style="margin-left: 40px;">&nbsp;</p>
<p>Son c&uuml;mle ağır oldu sanki. : )</p>
<p><strong><span style="font-size: smaller;">Fot:</span></strong><span style="font-size: smaller;"> </span><span style="font-size: smaller;">Grawrrr Grawr Grawrrrr                            <small>by ~</small></span><small><a class="u" href="http://basiliscglance.deviantart.com/"><span style="font-size: smaller;">basiliscglance</span></a></small></p>
<h1><span style="font-size: smaller;"><br />
</span></h1>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/10/07/242.html">Grawrrr Grawr Grawrrrr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2009/10/07/242.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Dün</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2009/09/18/yeni-dun.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2009/09/18/yeni-dun.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2009 12:01:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçimden Geldi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=239</guid>
		<description><![CDATA[Yeni sahip olunan şeyler, onları kullanmaya başladığımız ilk zamanlarda hep &#231;ocuksu heycan yaratırken, sahip olunan her yeni bir g&#252;n, g&#246;zlerin a&#231;ıldığı o ilk dakikalarda bile hi&#231; bir heycan yaratmaksızın, kullanmaya fırsat bulamadan &#231;&#246;pe atılmış &#8220;yeni sahip olunmuşlar&#8221;a benziyor. Defolu olduğunu bildiğin halde, satıcısının m&#252;kemmel ve baskıcı pazarlama y&#246;ntemi karşısında onu almaya mecbur kalmış bir m&#252;şteri [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/09/18/yeni-dun.html">Yeni Dün</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://8.media.tumblr.com/tumblr_kpxyq9fycC1qzztfio1_500.jpg" alt="" /></p>
<p>Yeni <em>sahip olunan şeyler</em>, onları kullanmaya başladığımız ilk zamanlarda  hep &ccedil;ocuksu heycan yaratırken, sahip olunan her <strong>yeni bir g&uuml;n</strong>, g&ouml;zlerin a&ccedil;ıldığı o ilk dakikalarda bile hi&ccedil; bir heycan yaratmaksızın, kullanmaya fırsat bulamadan &ccedil;&ouml;pe atılmış &ldquo;<em><strong>yeni sahip olunmuşlar</strong></em>&rdquo;a benziyor. Defolu olduğunu bildiğin halde,  satıcısının m&uuml;kemmel ve baskıcı pazarlama y&ouml;ntemi karşısında onu almaya mecbur kalmış bir m&uuml;şteri gibi: ona sahip olman ka&ccedil;ınılmaz. Ve sahibi olmayı reddetmen i&ccedil;in tek bir se&ccedil;eneğin var. <strong>Bilirsin&#8230;</strong></p>
<p>
Bug&uuml;n yeni <strong>d&uuml;n.</strong>  Yeni bir <strong>g&uuml;nde</strong> <em>her şey ancak <strong>d&uuml;n</strong> kadar </em><strong><em>yeni.</em></strong>&nbsp; Keşke hep <strong>gece</strong> olsun diyorum ama eminim ondan da bir s&uuml;re sonra sıkılırım. Hep gece olsun, ta ki yokluğunda kıymeti anlaşılmışlar gibi; g&uuml;n ışığını &ouml;zleyene kadar. &Uuml;&ccedil; g&uuml;n gece olsun, b&ouml;ylelikle g&uuml;nd&uuml;zler &ccedil;ocukluğumuzdaki coşkusuna kavuşsun.  Tanrılar arasında bi se&ccedil;im olsa, bu vaadde bulunanı se&ccedil;erim. <strong>Onlar bilirler&#8230;</strong></p>
<p>
Gece olsun, bi s&uuml;re b&ouml;yle devam edelim, karanlık g&uuml;zeldir falan&#8230; Ama fazlası da salaklaştırabiliyor insanı. Eldeki telefonun ışığıyla, karanlıkta o telefonu bulmayı umacak duruma d&uuml;şmek gibi.<em> </em></p>
<p><em>Soru şu: Aradığım şey o değilse ve sanirim aramadığım şey de değilse&#8230; Dahası ben hi&ccedil; aramadıysam o şey ne peki?</em>&nbsp; </p>
<p><strong>Bildin mi?</strong></p>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/09/18/yeni-dun.html">Yeni Dün</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2009/09/18/yeni-dun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Moka</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2009/08/28/moka.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2009/08/28/moka.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2009 20:23:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yodumladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[can yücel]]></category>
		<category><![CDATA[düşmüş]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[elden ayaktan düşmek]]></category>
		<category><![CDATA[göte göt denir]]></category>
		<category><![CDATA[hapse düşmek]]></category>
		<category><![CDATA[moka]]></category>
		<category><![CDATA[nazım hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=237</guid>
		<description><![CDATA[&#214;zg&#252;rl&#252;k gibi sıkı sıkıya savunulması gereken bir olgu&#160; var ama bunu nedense sadece &#8220;d&#252;şm&#252;ş&#8221; insanlar umursuyor;&#160; hapse d&#252;şm&#252;ş &#160;ya da artık dilediğince hareket edemeyen elden ayaktan d&#252;şm&#252;ş yaşlı insanlar gibi. Demek ki d&#252;ş&#252;nce anlıyor insan &#8220;&#246;zg&#252;rl&#252;ğ&#252;&#8221;. &#160;Kim bilir&#8230; Belki de &#8220;d&#252;ş&#252;nce &#246;zg&#252;rl&#252;ğ&#252;&#8221; denilen şey budur. Değilmidir ki &#8220;yaşamak, &#160;bir odun gibi tek ve h&#252;r. Ve [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/08/28/moka.html">Moka</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img alt="&ouml;zg&uuml;r &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k" src="http://4.media.tumblr.com/tumblr_kom8hkwKzG1qzdyefo1_500.jpg" /></p>
<p><strong>&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k</strong> gibi sıkı sıkıya savunulması gereken bir olgu<span style="">&nbsp; </span>var ama bunu nedense sadece &ldquo;<strong>d&uuml;şm&uuml;ş</strong>&rdquo; insanlar umursuyor;<span style="">&nbsp; </span><strong>hapse d&uuml;şm&uuml;ş</strong> <span style="">&nbsp;</span>ya da artık dilediğince hareket edemeyen <strong>elden ayaktan d&uuml;şm&uuml;ş</strong> yaşlı insanlar gibi. Demek ki <strong>d&uuml;ş&uuml;nce</strong> anlıyor insan &ldquo;<strong>&ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;</strong>&rdquo;. <span style="">&nbsp;</span>Kim bilir&#8230; Belki de &ldquo;<strong>d&uuml;ş&uuml;nce &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;</strong>&rdquo; denilen şey budur. Değilmidir ki &ldquo;<em>yaşamak, <span style="">&nbsp;</span>bir odun gibi tek ve h&uuml;r. Ve bir <strong>Osman</strong> gibi kalleşcesine</em>&rdquo;? Değildir midir yani?.. Nedir?</p>
<p class="MsoNormal"><strong>D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;</strong> s&ouml;ylemekten &ccedil;ekinmeyen <span style="">&nbsp;</span>insanlar dikkatimi &ccedil;ekmiştir hep. Sevmediğim biri olsa bile d&uuml;ş&uuml;ndiklerini&nbsp; a&ccedil;ık&ccedil;a ifade ediyorken takdir edilesi biri olup &ccedil;ıkabilir. <span style="">&nbsp;</span>&ldquo;<strong>Ağzına geleni saymak</strong>&rdquo; deyimini ger&ccedil;ekleştirmekte olan biri bile kimi zaman &ldquo;<em>y&uuml;r&uuml; beee! Kim tutar seni!</em>&rdquo; şeklinde destek g&ouml;rebilir.</p>
<p class="MsoNormal">Bu rahatlığa sahip olan ve karşısındaki insana da bu rahatlığı sunan insanlarla karşılaşmak sevindirici olmuştur hep(<em>hohoyt</em>).&nbsp; &Ouml;rneğin bir kız arkadaşım, erkek arkadaşı olabilitesi(<em>?, olability</em>) bulunan bir adaydan bahsederken, onu neden elediğini ş&ouml;yle dile getiriyordu: &ldquo;<strong>XĞX</strong> <span style="">&nbsp;</span>i&ccedil;kiliyken bana <strong>kayar</strong>, sonra da hatırlamıyorum der&rdquo;. Evet işte, bu denli a&ccedil;ık ve net olmalı insan. <span style="">&nbsp;</span><strong>Can Y&uuml;cel</strong> gibi: &ldquo;<em>Bu memlekette g&ouml;te g&ouml;t denir</em>&rdquo; demeli.<span style="">&nbsp; </span>Ama <strong>mokunu</strong> da &ccedil;ıkartmamalı. (Bkz Bu memlekette Moka mok demek: <a href="http://sozluk.sourtimes.org/?t=moka" target="_blank">Moka</a>)</p>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/08/28/moka.html">Moka</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2009/08/28/moka.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benim Adım Pörçük</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2009/08/11/benim-adim-porcuk.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2009/08/11/benim-adim-porcuk.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 21:32:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Yodumladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[abuzittin]]></category>
		<category><![CDATA[alaska]]></category>
		<category><![CDATA[Christopher McCandless]]></category>
		<category><![CDATA[deniz kitapevi]]></category>
		<category><![CDATA[doğan görünümlü şahin]]></category>
		<category><![CDATA[eddie vedder]]></category>
		<category><![CDATA[Into The Wild]]></category>
		<category><![CDATA[Jon Krakauer]]></category>
		<category><![CDATA[kendimle barışık]]></category>
		<category><![CDATA[sean pen]]></category>
		<category><![CDATA[siren yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[yabana doğru]]></category>
		<category><![CDATA[zafer çarşısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=234</guid>
		<description><![CDATA[Sevmediğim bir adım var. Ş&#246;yle g&#246;stere g&#246;stere sağa sola yazarlar ya&#8230; Onu yapamıyorum işte ben. Aslında herkesin dalga ge&#231;tiği o &#34;H&#252;b&#252;zittin&#34; tarzı isimlerden de değil ama yine de sevemiyorum. &#8220;Kendimle barışık&#8221; olmamı &#246;ğ&#252;tleyen &#246;nerilere sırf &#8220;adımla savaşık&#8221; olduğum i&#231;in yan g&#246;zle bakıyorum. Belki &#246;yle olmasa &#8220;kendimle sevişik&#8221; bile olabilirdim. Ama olmadı. Annemin zaman zaman benim [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/08/11/benim-adim-porcuk.html">Benim Adım Pörçük</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img align="top" style="width: 490px; height: 272px;" alt="kedi" src="http://fc05.deviantart.com/fs7/i/2005/235/8/c/Cat_by_CycLopSe.jpg" /></p>
<p>Sevmediğim bir <strong>adım</strong> var. Ş&ouml;yle g&ouml;stere g&ouml;stere sağa sola yazarlar ya&#8230; Onu yapamıyorum işte ben.  Aslında<em> herkesin dalga ge&ccedil;tiği</em> o &quot;H&uuml;b&uuml;zittin&quot; tarzı isimlerden de değil ama yine de sevemiyorum. &ldquo;<strong>Kendimle barışık</strong>&rdquo; olmamı &ouml;ğ&uuml;tleyen &ouml;nerilere sırf &ldquo;<strong>adımla savaşık</strong>&rdquo; olduğum i&ccedil;in yan g&ouml;zle bakıyorum. Belki &ouml;yle olmasa &ldquo;<strong>kendimle sevişik</strong>&rdquo; bile olabilirdim. Ama olmadı.</p>
<p>Annemin zaman zaman benim i&ccedil;in kullandığı bir <strong>isim</strong> daha var. Fena bi isim de değil hani; <em>60&rsquo;lı yaşlarındaki bir insanda</em> sırıtacak kadar &ccedil;ekici.  Seninle tanışmış olsak muhtemelen adımın <strong>o</strong> olduğunu s&ouml;ylerdim, ya da &ccedil;oktan s&ouml;yledim. <strong>&ldquo;Kendin olmalısın</strong>&rdquo; &ouml;nerisi bence <strong>makul</strong> bir &ouml;neri olabilir ama ya isim berbatsa?  Olsun. Beni b&ouml;yle kodla. Doğan g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; &ldquo;<strong>kahin</strong>&rdquo; gibi. &ldquo;<strong>Şahin</strong>&rdquo;den daha ilgin&ccedil;.</p>
<p>Bir de&#8230;  <strong>Christopher McCandless</strong>&rsquo;ın muhtemelen kardeşine yazmış olduğu şu yazı var:</p>
<blockquote>
<p><em>Birbirimizi yeniden g&ouml;rene değin aradan &ccedil;ok uzun zaman ge&ccedil;ebilir. Ama <strong>Alaskadan</strong> tek par&ccedil;a d&ouml;nebilirsem, benden haber alacağına emin olabilirsin. Sana &ouml;nerdiğim şeyi tekrarlamak istiyorum; yaşam tarzında k&ouml;kl&uuml; bir değişiklik yapmalı, daha &ouml;nce hi&ccedil; duymadığın ya da yapmakta kararsız kaldığın t&uuml;rden şeylerin tamamını yapmaya başlamalısın. &Ccedil;oğu insan <strong>onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor</strong> ve gene de bunu değiştirmek i&ccedil;in hi&ccedil;bir şey yapmıyorlar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; g&uuml;venli, rahat, rutin bir hayata koşullanmış durumdalar. T&uuml;m bunlar huzur veriyor gibi g&ouml;r&uuml;nse de insanın i&ccedil;indeki maceracı ruh i&ccedil;in kesin olarak belirlenmiş bir gelecekten daha yıkıcı bir şey d&uuml;ş&uuml;nemiyorum. İnsanın yaşama arzusunun &ouml;z&uuml;nde macera tutkusu yer alır. Yaşamın keyfi yeni deneyimlerde yatar, bu y&uuml;zden s&uuml;rekli değişen bir ufuktan daha b&uuml;y&uuml;k keyif olamaz. Yaşadığım bu hayat benim se&ccedil;imim.</em></p>
</blockquote>
<p><strong><img align="right" src="http://www.hermeskitap.com/catalog/images/siren9786055903121_tn.jpg" alt="yabana doğru" style="width: 235px; height: 354px;" /></strong><strong>Into the Wild</strong>(<em>Yabana Doğru</em>) adlı kitabın arka kapağından bir kesit okudun. Aslında<strong> Into the Wild, </strong><strong>Jon Krakauer</strong> tarafından <strong>1996</strong> kitaplaştırılmış ger&ccedil;ek bir hikaye. <strong>2007</strong>&rsquo;de ise <strong>Sean Pen</strong> tarafından, <strong>Eddie Vedder</strong>&rsquo;ın m&uuml;zikleriyle filmleştirilmiş. Ve&#8230;<strong> Haziran 2009</strong>&rsquo;da ise <strong>Siren Yayınları</strong> taradından T&uuml;rk&ccedil;eleştirilip satışa sunulmuş.</p>
<p>Ben hen&uuml;z almadım ama en kısa s&uuml;rede almayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Kitabın filmden daha da g&uuml;zel olduğu s&ouml;yleniyor. Satın almak istersen&#8230; <strong>Ankara</strong> i&ccedil;in Z<strong>afer &Ccedil;arşısı</strong>&rsquo;nda  <strong>Deniz Kitapevi</strong>&rsquo;nde bulabilirsin galiba.  Gitmeden &ouml;nce aramanı &ouml;neririm. Kitap hakkında bilgi almak ve o kitap&ccedil;ıya ulaşmak i&ccedil;in bir <a href="http://www.kitapdenizi.com/kitap/30104-Yabana-Dogru-kitabi.aspx" target="_blank">adres.</a><br />
&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: smaller;">Fot bir:</span></strong><span style="font-size: smaller;"> </span><span style="font-size: smaller;">Cat            <small>by ~</small></span><small><a href="http://cyclopse.deviantart.com/" class="u"><span style="font-size: smaller;">CycLopSe</span></a></small></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/08/11/benim-adim-porcuk.html">Benim Adım Pörçük</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2009/08/11/benim-adim-porcuk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>15</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Essh</title>
		<link>http://www.eyyak.com/2009/08/07/essh.html</link>
		<comments>http://www.eyyak.com/2009/08/07/essh.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 19:50:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sek!</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kurgu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyyak.com/?p=232</guid>
		<description><![CDATA[Uyandığımda hava kararalı &#231;ok olmuştu. Pencereden sokağa bakıyordum. Kalabalıktı&#8230;&#160;Sanki o kalabalığı oluşturan insanlar birer oyuncuydu ve o an ki rolleri sadece bu kalabalığı yaratmaktı. &#160;Her biri &#8220;k&#252;&#231;&#252;k bir oyunda &#246;nemli bir kişi&#8221;ymişcesine sokakta egolarını şişiren adımlarla ilerliyordu. Gece yarısı panceremin karşısındaki sokak lambası isteksizce yanarken s&#246;zde &#160;aydınlattığı sokak, biraz &#246;nceki n&#252;fusundan bir hayli yoksunlaştı.&#160;Tıpkı bir [...]<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/08/07/essh.html">Essh</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img align="right" alt="kar" src="http://th05.deviantart.net/fs25/300W/f/2008/076/9/5/snow_in_the_city_by_david_chambard.jpg" />Uyandığımda hava kararalı &ccedil;ok olmuştu. Pencereden sokağa bakıyordum. <strong>Kalabalıktı&#8230;</strong>&nbsp;Sanki o kalabalığı oluşturan insanlar birer oyuncuydu ve o an ki rolleri sadece bu kalabalığı yaratmaktı. &nbsp;Her biri &ldquo;<em>k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir oyunda &ouml;nemli bir kişi</em>&rdquo;ymişcesine sokakta egolarını şişiren adımlarla ilerliyordu.</p>
<p>Gece yarısı panceremin karşısındaki sokak lambası isteksizce yanarken s&ouml;zde &nbsp;aydınlattığı sokak, biraz &ouml;nceki n&uuml;fusundan bir hayli yoksunlaştı.&nbsp;Tıpkı bir <strong>Hollywood</strong> sahnesindeymişcesine polis arabalarının siren sesi, bu boğucu karanlıkta odamın i&ccedil;ine kadar yayılıyordu.</p>
<p>&Ccedil;alan m&uuml;ziğin eşliğinde yağan <strong>karın</strong> g&uuml;zelliğini seyredip, bir yandan da <strong>kahvemi </strong>yudumlarken ıssızlaşan sokağın &ouml;teki ucunda bir g&ouml;lge belirdi. Yaklaştık&ccedil;a o g&ouml;lgenin başında şapkası, ellerinde eldiveni olan bir kadına ait olduğunu anladım. Tam da penceremin karşısına geldiğinde uzun bir s&uuml;re kıpırdamadan durdu, donmuş gibiydi ve sanki birşeyler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Ardından o titrek sarı sokak lambasının altındaki kaldırıma oturdu. <strong>Ağlıyordu!</strong></p>
<p><img width="0" height="0" border="0" alt="" style="visibility: hidden; width: 0px; height: 0px;" src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bT*xJmx*PTEyNDk3NDg5ODk2MTkmcHQ9MTI*OTc*ODk5MzQwMyZwPTE4MDMxJmQ9Jmc9MSZvPTVmYzU5ZDlkYjQ2ZTQ3NGI5NmJkOTQ5ZDgzMDAzYjEy.gif" /></p>
<p><center></p>
<p style="visibility: visible;"><object width="219" height="35" type="application/x-shockwave-flash" data="http://assets.myflashfetish.com/swf/mp3/mff-stick.swf" style="width: 219px; height: 35px;"><param name="movie" value="http://assets.myflashfetish.com/swf/mp3/mff-stick.swf" /><param name="quality" value="high" /><param name="scale" value="noscale" /><param name="salign" value="TL" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="flashvars" value="myid=26940042&amp;path=2009/08/08&amp;mycolor=000000&amp;mycolor2=a11b43&amp;mycolor3=ffffff&amp;autoplay=false&amp;rand=0&amp;f=4&amp;vol=100&amp;pat=11&amp;grad=false&amp;ow=219&amp;oh=35" /></object><br />
<a href="http://www.mixpod.com/playlist/26940042" target="_blank"><br />
</a></p>
<p></center></p>
<p>Yavaş ritimde bir <strong>m&uuml;zik</strong>, evin soğukluğuna rağmen sıcak kalabilmiş <strong>kahvem</strong>, gecenin <strong>karanlığı</strong>, yağan karın seyir keyfi ve yabancı bir kadının h&uuml;zn&uuml;ne tanıklığım. Bunlardan daha g&uuml;zel ne olabilirdi ki o an i&ccedil;in?</p>
<p>Sonra&#8230; aniden yere bakan başını kaldırdı kadın. Ve karşısındaki apartmanın ikinci katında onu merakla izleyen birinin farkına vardı. Uzun bir s&uuml;re bakıştık. Ayağa kalkarken g&ouml;zyaşlarını silmeye &ccedil;alışıyordu ama diğer yandan ağlamaya devam ediyordu. Bu <strong>&ccedil;elişki</strong> onun daha da &ccedil;ok <strong>ağlamasına</strong> sebep oluyordu.</p>
<p>Apartmanın giriş kapısına doğru yaklaştı ve binadan i&ccedil;eri girdi: &nbsp;&ldquo;<strong>Tık&#8230; tık&#8230; tık!..</strong>&rdquo;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>Teredd&uuml;tle de olsa kapıyı a&ccedil;tığımda beresinden taşan uzun kızıl sa&ccedil;ları, ağlamayı hen&uuml;z kesmiş bir &ccedil;ocuğunkine benzeyen ıslanmış g&ouml;zleri ve parlayan dudaklarıyla karşımda duruyordu. Benim i&ccedil;in bir <strong>yabancıydı</strong> fakat yılların aklımdan &ccedil;ıkmasına engel olamadığı o &ldquo;<em>&ccedil;ok tanıdık</em>&rdquo; bakışlara sahipti; kusursuz <strong>aşkta</strong>, &ccedil;ıplaklıkığın egemen olduğu soğuktan yoksun bir <strong>yatakta</strong>, gece odayı hafifce aydınlatan loş bir <strong>ışıkta</strong> bana bakan ve hayallerdeki&nbsp;<strong>masalsı g&ouml;zlerin</strong> ta kendisiydi onlar!</p>
<p>Yeterince <strong>&uuml;ş&uuml;m&uuml;şt&uuml;</strong> ve şaşkınlığımı daha fazla bekleyemezdi, beni omzumdan hafifce iterek i&ccedil;eri girdi. Uzun bir s&uuml;re hi&ccedil; bir şey konuşmadan devam eden bakışmalarımızın ne zaman sonlanacağını ikimizde tahmin edemiyorduk fakat bu bakışmada bitmek bilmeyen bir &ldquo;<strong>&ouml;zlem</strong>&rdquo; vardı sanki. Yıllarca birbirimizi g&ouml;rm&uuml;yormuş gibiydik ve evet,&nbsp;g&ouml;rmemiştik de. <strong>Hem de hi&ccedil;!</strong> &nbsp;&Ouml;nce penceremin yanındaki koltuğa oturdu, sonra masada yarım kalmış olan <strong>kahvemi</strong> bir ka&ccedil; yudumda bitirdi ve onu daha &ouml;nce hi&ccedil; dinlememiş olmasına rağmen <strong>&ccedil;alan m&uuml;ziğe</strong> eşlik etmeye başladı. Bense karşısına oturmuş, kıpırdamadan onu izliyordum.</p>
<p>Konuşmuyorduk &ccedil;&uuml;nk&uuml; buna hi&ccedil; gerek yoktu. Ve bir &ouml;m&uuml;r boyu beraber yaşasak bile, <em>konuşmamızı gerektirecek kadar</em> birbirimize <strong>yabancı</strong> olmayacaktık. Saatler sonra&#8230; Kuşların karanlık havaya rağmen birer birer &ouml;tmeye başlamasından az sonra g&uuml;neşin, bu soğuk kış g&uuml;n&uuml;ne inat doğacağını tahmin etmek zor olmamıştı. Bu sessiz ge&ccedil;en saatlerin ardından, hi&ccedil; bir şey yapmadan &ccedil;ok şey yapmanın inanılmaz tadıyla g&uuml;neşin doğuşuna tanıklık etmek &uuml;zereydik. Koltukta oturur vaziyette dışarıyı seyrediyorken&nbsp;bir s&uuml;re sonra kafasını omzuma dayadı ve g&ouml;zlerini kapattı. <strong>Ağlamak</strong> onu &ccedil;ok yormuştu anlaşılan; başını omzuma yaslar yaslamaz alıp verdiği <strong>nefesdeki derinlik</strong> artmaya başladı. Bi s&uuml;re sonra tamamen uyumuştu. Yalnızca yeni doğmuş bir &ccedil;oğun sahip olabileceği bir <strong>masumiyetle</strong> uyuyordu. Hani derler ya: &ldquo;<strong>Mışıl mışıl</strong>&rdquo;.</p>
<p><img align="right" style="width: 225px; height: 225px;" alt="pencere" src="http://th09.deviantart.net/fs40/300W/f/2009/009/6/a/and_from_our_window_by_LonelyPierot.jpg" />Onu uyandırmadan kafasını altına bir yastık yerleştirip, &uuml;st&uuml;ne &uuml;ş&uuml;memesi i&ccedil;in bir şeyler &ouml;rtt&uuml;m. Hava <strong>aydınlanmıştı</strong> ve sokak, sessiz gecenin ardından eski kalabalıklığına en niyahayetinde kavuşmuştu.&nbsp;Kapıyı a&ccedil;tım, arkama d&ouml;nerek ona son bir kez daha baktım, <strong>uzun uzun</strong>. Ve kapıyı kapatıp apartmandan dışarı &ccedil;ıktığımda ben de o <strong>kalabalığa </strong>karışmıştım. Bi s&uuml;re sonra g&ouml;zden kayboldum.</p>
<p>Bu <strong>kayboluş</strong> &ccedil;ok uzun olmuştu. Nedensiz bir şekilde ortadan kaybolup da &nbsp;evime tekrar d&ouml;nmem&nbsp; <strong>beş yılı</strong> bulacaktı. Ve bu <strong>beş yıl</strong> sonunda evin kapısını &ccedil;aldığımda yine o g&ouml;zleri g&ouml;recektim: kusursuz <strong>aşkta</strong>, &ccedil;ıplaklıkığın egemen olduğu soğuktan yoksun bir <strong>yatakta</strong>, gece odayı hafifce aydınlatan loş bir <strong>ışıkta</strong> bana bakan ve hayallerdeki&nbsp;<strong>masalsı g&ouml;zlerin</strong> ta kendisi.</p>
<p><strong><span style="font-size: smaller;">Fot:</span></strong><span style="font-size: smaller;"> snow in the city by </span><a target="_blank" href="http://david-chambard.deviantart.com"><span style="font-size: smaller;">david chambard</span></a></p>
<p><strong><span style="font-size: smaller;">Fot iki:</span></strong><span style="font-size: smaller;"> </span><span style="font-size: smaller;">and from our window            <small>by *</small></span><small><a class="u" href="http://lonelypierot.deviantart.com/" target="_blank"><span style="font-size: smaller;">LonelyPierot</span></a></small><span style="font-size: smaller;">.</span></p>
<p><br/><br/><a href="http://www.eyyak.com/2009/08/07/essh.html">Essh</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyyak.com/2009/08/07/essh.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
