Ağu 11

İyilik, senden?

kedi

Sevmediğim bir adım var. Şöyle göstere göstere sağa sola yazarlar ya… Onu yapamıyorum işte ben. Aslında herkesin dalga geçtiği o "Hübüzittin" tarzı isimlerden de değil ama yine de sevemiyorum. “Kendimle barışık” olmamı öğütleyen önerilere sırf “adımla savaşık” olduğum için yan gözle bakıyorum. Belki öyle olmasa “kendimle sevişik” bile olabilirdim. Ama olmadı.

Annemin zaman zaman benim için kullandığı bir isim daha var. Fena bi isim de değil hani; 60’lı yaşlarındaki bir insanda sırıtacak kadar çekici. Seninle tanışmış olsak muhtemelen adımın o olduğunu söylerdim, ya da çoktan söyledim. “Kendin olmalısın” önerisi bence makul bir öneri olabilir ama ya isim berbatsa? Olsun. Beni böyle kodla. Doğan görünümlü “kahin” gibi. “Şahin”den daha ilginç.

Bir de… Christopher McCandless’ın muhtemelen kardeşine yazmış olduğu şu yazı var:

Birbirimizi yeniden görene değin aradan çok uzun zaman geçebilir. Ama Alaskadan tek parça dönebilirsem, benden haber alacağına emin olabilirsin. Sana önerdiğim şeyi tekrarlamak istiyorum; yaşam tarzında köklü bir değişiklik yapmalı, daha önce hiç duymadığın ya da yapmakta kararsız kaldığın türden şeylerin tamamını yapmaya başlamalısın. Çoğu insan onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmıyorlar. Çünkü güvenli, rahat, rutin bir hayata koşullanmış durumdalar. Tüm bunlar huzur veriyor gibi görünse de insanın içindeki maceracı ruh için kesin olarak belirlenmiş bir gelecekten daha yıkıcı bir şey düşünemiyorum. İnsanın yaşama arzusunun özünde macera tutkusu yer alır. Yaşamın keyfi yeni deneyimlerde yatar, bu yüzden sürekli değişen bir ufuktan daha büyük keyif olamaz. Yaşadığım bu hayat benim seçimim.

yabana doğruInto the Wild(Yabana Doğru) adlı kitabın arka kapağından bir kesit okudun. Aslında Into the Wild, Jon Krakauer tarafından 1996 kitaplaştırılmış gerçek bir hikaye. 2007’de ise Sean Pen tarafından, Eddie Vedder’ın müzikleriyle filmleştirilmiş. Ve… Haziran 2009’da ise Siren Yayınları taradından Türkçeleştirilip satışa sunulmuş.

Ben henüz almadım ama en kısa sürede almayı düşünüyorum. Kitabın filmden daha da güzel olduğu söyleniyor. Satın almak istersen… Ankara için Zafer Çarşısı’nda Deniz Kitapevi’nde bulabilirsin galiba. Gitmeden önce aramanı öneririm. Kitap hakkında bilgi almak ve o kitapçıya ulaşmak için bir adres.
 

Fot bir: Cat by ~CycLopSe

 

Mar 29

Hani derler ya "boş zamanlarımda bıdı bıdı yaparım" diye. Bu boş zamana ayrılmışlar arasında genellikle kitap okumak, müzik dinlemek ve film izlemek çoğu insanın ilk tercihidir. Bunlar gerçekten de boş zamanı geçiştirmenin birer aracı mıdır yoksa o "boş zaman" bu gibi şeylerle dolduruldukça mı "değerlendirilmiş zaman" arasına girer? Kitap okunarak geçirilen bir zamandan hala "boş zaman" olarak bahsetmek münkün müdür?

müzik, film, plakBunu düşünmeme sebep olan şey, yaşadığım minik şehrin nadir kitapçılarından birinin önünde, kitabın önemine dikkat çekmek amacıyla yazılmış şu yazıydı: "Boş zamanlarınızda kitap okumayın!"

Kitap için söylemem pek mümkün değil ama film ve müzik, bu hayatta bana ayrılan sürenin, dolu mu yoksa boş mu olduğuna henüz karar veremediğim bölümlerinde önemli bir yer kapsar. Özellikle bu ikisinin birlikteliğinden türemiş bir şeylere rastlamışsam, iştahım kabarır. "Ne tür bir film, müzikleri güzel olan başka bir filmden daha güzel olabilir ki"dir.

Ne yazık ki hem müziği hem de konusu itibariyle güzel olan pek çok film yok etrafımızda. Zaman zaman rastlayıp, sindire sindire izlediğim filmlerden bir parça bıkıp da yenilerini bulmaya çalıştığım zamanlarda böyle filmlere pek rastlayamıyorum ben.

Belki sen de sevebilirsin diye yazıyorum; şu ana kadar izleyip de aklımda kalan şunlar oldu: …devam »