May 22

İyilik, senden?

sürtünmeBelediye otobüsündeyiz… Otobüse binerken herkes - yalnızca Ankara‘da kullanılan- EGO* kartını  makineye sokup çıkartmış ve bir koltuk bulup oturmuş, oturmayanlar ise ayakta ilerliyor. Ayaktakilerin sayısı, oturanlardan bir hayli fazla ve otobüsümüzde bir de "fordçu"muz var. Hani şu kalabalık yerlerde arkadan yanaşarak taciz eden türden. Fakat fordçumuz(içimizden biri, can) gizli değil, hepimiz onun kim olduğunu çok iyi biliyoruz. Zaten o da kendini saklama ihtiyacı hissetmiyor. Bazılarımız o fordçuyu o kadar yakından tanıyor ki, selamlaşanlar ve hatta "işler nasıl?" diye soranlar dahi oluyor.

Durakları bir bir geçerken fordçumuz ayakta yolculuk eden üç kişiyi sırasıyla taciz etmeye başlıyor. Biz diğerleri olarak "ne durumdalar acaba?" diyerek zaman zaman kontrol ediyoruz, her şey yolundaysa kafamızı çevirip onları rahatsız etmemek üzere önümüze bakıyoruz. Ama otobüsteki yaşlı insanlar orada olan şeylerle hiçmi hiç ilgilenmiyorlar. Saygısızlık! Ve fordçu… Her şeyin zamanla olağanlaştığı sıradışı otobüsümüzde adının gereğini yerine getirmeye hızla devam ediyor.

Yolcu indirme maksadıyla durduğumuzda bir durakta Show TV haber muhabiri otobüsümüze biniyor. Bizse her şeyin olağan olduğu otobüsümüzde "haberlere konu olabilecek nitelikte ne olmuş olabilir acaba?" diye marak ediyoruz. …devam »

Eyl 09
gurba, kurbaSon günlerde küresel ısınma büyük problem oldu. Bense bunu o kadar dert etmiyorum. Aslında suyu sebepsiz akıtmamaya çalışmam, gereksiz yere ışıkları açık bırakmamam falan filan umursuyormuşum izlenimi yaratabilir ama bu tehlike az çok işime geliyor. Neden mi? Çünkü yaşamaya pek meraklı biri değilim.

Evet, salakça bir gerekçe belki ama öyle. Üstelik sürekli artan sorumluluklarımdan kaçmak için güzel bir bahane gibi geliyor. “İşin, geleceğin, kariyerin, hedeflerin, iyi bir yaşam?” diye soranlara “Olum zaten şurada en fazla 25 yıl yaşar sonra ölürüz, gerek yok bunlara” diyebiliyorum. Açıkçası koyverip, sorumluluklarımdan az da olsa uzaklaşıp ossurmaktan zevk alıyorum. Böylelikle geleceğim için endişelenmeme kısa bir mola veriyorum.

Düşünsene! Şimdi yiyip içip zıçıp 25 sene sonra ölsek ne güzel olurdu. :)   Yukarıdaki kurbaa gibin, keyfa bak!