Kas 07

İyilik, senden?

Bir gün arkadaşıma, dışarı çıkmak üzere giyinip kuşandıktan sonra işin içine biraz da mütevazılık katarak şu soruyu sormuştum: “Az da olsa yakışıklı mıyım lan?.. Hı?..” Arkadaşımın cevabı beklentilerimden çok farklıydı ve olaya tabularımı yıkan bir boyut kazandırdı; belki de bu onun kazandırmış olduğu ilk boyuttu, bilemiyorum. O sırada ayna karşısında saçına şekil vermekteyken sorumu cevaplamak maksadıyla bir süre durdu, düşündü, kafasında dile getireceği kelimeleri cümle şekline soktu ve dedi ki: “Her insan kendini yakışıklı zanneder. Örneğin ben… Bana göre ben çok yakışıklıyım. Ama kızlar bazen yakışıklı bulmayabiliyor

Değildi, yakışıklı falan değildi. Bu ne özgüvendi? Ama kendini yakışıklı buluyordu. O an saçıyla uğraşmaya devam ediyor ve belki kendini şimdi daha da yakışıklı buluyordu. Çünkü saçını istediği şekle sokmayı nihayet başarmıştı. İçten içe “yav ne yakışıklı oldum beee!..” diyordu sanki; ama değildi, valla!

Sorun şu ki; ben de “o” güne kadar kendimi yakışıklı biliyordum. Hatta o kadar götüm kalkmıştı ki, arkadaşıma soruduğum sorunun cevabı “tabiki yakışıklısın olum, kız olsam ilk sana…” şeklinde olacaktı. Zaten bu cevabı almak için sormamış mıydım?.  Ve… yıkıldım. () “Yakışıklı”ydım sanki.