Tem 27

İyilik, senden?

au revoir

Bir şeyleri zoraki olarak yapmak kadar insan onurunu zedeleyen çok az şey var. Biraz dışardan, çok dışardan, tanrının yanındaki koltuktan örneğin, baktığında… Para için çalışıyor olmak sanki çok âdi bir şeymiş gibi gelebiliyor: itaat ve “para”.

İtaat”i sözlüklerden bir tanesinde biri şöyle tanımlamış: “insan için aklın bir dönemliğine kiraya verilmesidir”. Aslında biraz doğru, doğru olmadığı kadar ise yanlış.  “İtaat”in karşısında “gurur”un hiçe sayılması, sürdürülmesi gereken bir hayatın devamlılığı açısından oldukça gerekli bir şey sence. Bazen bu “gerekliliği” oldukça abartanlarımız sebebiyle türemiş bir deyimimiz dahi var: Para için her bi boku yapmak.

Çoğu zaman zoraki olarak yapılan şeylerden kaçmışımdır. İnsanların bazen bana karşı olan beklentilerini, o beklentideki bir zorakilik sebebiyle yerine getirmediğim için garipsemiş, darılmış ya da herhangi bir tepki vermişlerdir. Vıcık vıcık “yapaylık” barındıran duyguları onlarla paylaşmadığın için sana darılabiliyorlar, inanabiliyor musun? Elbette inanabiliyosun.

İnsanlar kendilerine güzel şeyler söylenmesini beklemekte haklılar. Ama… Okşanması gereken egolar sebebiyle, “yapaylığın” tükettiği bir gururu, tüm getirilerine rağmen benimsemek bence zor. Bazen “gurur yapma”yı bir hayli abarttığımın da farkındayım. Bunu sevdiğim insanlara bile yaptım. O zorakilik her hangi bir yapaylığı gerektirmese de, kimi zaman gerçek ve saf olan duyguları dahi onlara söylemekten kaçındım. Oysa onlar daima darıldılar ya da çok kızdılar bana.

Bir zorakilik daha: 6 Ağustosta(08) bu sayfayı(eyyak) faliyete geçirme girişiminde bulunmuşum. Hani “1 yaşında” saçmalığı vardır ya… Bu salak şeye elbete sanki bir insanmışcasına “iyi ki doğdun” demiyeceğiz. Öyle şaşalı değil de… Kutlaması birbirinden tamamen farklı üç şarkıyla olacak.

Kısa kısa:

Ağustosun ilk bir-iki haftası burda olamıyacağım için şimdiden yayınlandı bu yazı. Dandirik şeyleri çok mu ciddiye alıyoruz ne?

Temmuz sonu, Ağustos başı sıcağında “soğuk algınlığı” da ne ola ki? Bu kadar “alıngan” olmanın sırasımıydı? Bu sıcakta hastalık?

Cüzdan’ın kayboldoğu hissi  de insanı derin düşüncelere itiyomuş. Hani biraz önce yukarda “para” ve “itaat” gibi kavramlar bünyesinde böbürlenen eleman var ya, o da cüzdanını kaybettiğini sanınca maymun oldu . Malök insan.

Not: Zoraki. Bildiğin zoraki.

Görüşmemek üzere!

Şub 10

bokForumlarda koca koca adamlar bazen bi filmin, bazense piyasada 500$-1000$‘a satılan eğitim setinin komple indirme linkini verirler de, altına da şu notu düşerler ya utanmadan: "Olm 1000 kişi okumuşsunuz da bi tane yorum yapmamışsınız be! Emeğe saygı olm! Boru mu?.." Ülke insanı bi alem…

Düşündüm de… Hırsızı bile emeğine saygı gösterilmesini beklerken… ben niye tuvaletteki eserime bir alkış almadan sifonu çekeyim? Bundan sonra alkış yoksa sifon da yok! Sen de çekme! Çünkü kendi emeğini  başkasınınkinden daha kıymetli gören zıçanlarız biz.

Sonuç olarak: Şiddetle karşı olunacak fakat bi o kadar da karşı konulamayacak türden cazibeyi bünyesinde barındıran, çok moktan bi olay bu korsan. Haliyle ben de yapıyorum …ve sen yapmıyosun sanki!

Ayrıca…

Şunu bi oku bakayım: MP3

İçinden em pi üç diye okudun dimi? Doğrusu em pi tıriii olacaktı bebek. Demem o ki… henüz adını bile doğru düzgün söyleyemediğimiz  dosya formatlarıyla sevişiyoruz, korsan korsan.

Fotoğraf: ~kinyasS

 

Eyl 21
sayisalÇok sık olmasa da arada sırada şans oyunları oynuyor ve hemen sonrasında hayaller kurmaya başlıyorum. Herhangi bir oyuna para yatırdıktan sonra hayal kurmak, o paranın kendine çıktığı varsayımıyla içinin umutla dolması ve -geçici de olsa- geleceği o hayallerle kurgulamak.
….

Aslında çoğu kişi hayal kurmak ve geleceği hayalleriyle görmek istediği için oynuyor. Ve umudu tükenmiş insan umut satın alıyor şans oyunuyla. Şans oyunu oynayıp, büfeciye para uzattığımda aldığım şey aslında “umut” oluyor ve ücreti karşılığı umutlanıyorum. Bence… “umudu” tükendiğinde oynamalı her insan; zengin olsa bile; para için değil, umut için. Gelecekten -ufak da olsa- beklentiler edinmek, umutlanmak güzel.  Yapay yollardan döllenmeye benzedi biraz. :)