İyilik, senden?
Aslına bakarsan(Ki sen bakmazsın. Pardon bakar mısın?), önüne çıkan her şeyi toplumun sana uygun bulduğu ölçütlerle yargılıyorsun(Üzülme! Ben de bunu söylemeyi toplumdan öğrendim). Yargılayıp da sonuca vardığın şeyler hakkında verdiğin kararlar ya da onlarla ilgili yaptığın bütün değerlendirmeler bütüyünle toplumunkiyle örtüşüyor. Ama az da olsa her hangi bir değişiklik varsa, bunların bir kısmı “farklı” olduğunu düşünmeni sağlayan ufak tefek şeyler. O kadar küçük şeyler ki bunlar… Klozette görsen sifonu çekmeye bile yeltenmezsin.
Kalabalık bir sokakta ağaca işeyen birini gördüğünde verdiğin tepki muhtemelen Osman’ınkiyle aynı. Osman’ın yolda yürürken zıplamaması sana normal geliyorsa, emin ol tam aksi çok aptalca gelirdi, tıpkı sen zıpladığında Osman’a öyle geleceği gibi. Yani demem o ki, ismin Şule olsa bile, toplum içinde ancak Osman kadar Şule’sin(Maksat “toplumdan uzaklaş, kendini bul” mesajı vermek değil. Direk öl).

Yargılarına istediğin gibi hakim olamıyorsun ayrıca. Onlarınkine uymadığın zamanlarda yargıların için bazen “önyargılı” diyorlar, bazense “vurdum duymaz”. Bunlar –yine onlarca- istenmeyen şeyler olduğu için “istenmeyen şeyleri yapan istenmeyen kişi” olmamayı tercih ediyorsun ki, bu sebeple çoğu zaman istenmeyen kişi olmaktan yırtıyorsun. Seni belki de çok sert bir şekilde yargılayan kişiler “yargıların sana ait değil” diyenlermiş gibi görünbilir. Fakat bu da çok önemsiz bir şey; onlar da seni başkalarının yargılarıyla yargılıyor, şuan olduğu gibi.
Aslında bu döngü insanlığa bir armağan, Pollyanna falan.



Forumlarda koca koca adamlar bazen bi filmin, bazense piyasada 500$-1000$‘a satılan eğitim setinin komple indirme linkini verirler de, altına da şu notu düşerler ya utanmadan: "Olm 1000 kişi okumuşsunuz da bi tane yorum yapmamışsınız be! Emeğe saygı olm! Boru mu?.." Ülke insanı bi alem…